v   DOSYALAR
  v   YAZILAR
  v   { FORUM }
  v   DEFTERE YAZ
  v   SUNULAR
  v   RESİMLER

Menü
Site sayacı
Bugün : 20
Dün : 28
Toplam : 3374711
Sayfa izlenimi aldık..
Yedek
Sizin kodlariniz buraya eklenecek
BAŞARIYA FARKLI BİR “BAKIŞ”
  Tüm yazarlar || Bu yazara ait yazılar
   BAŞARIYA FARKLI BİR “BAKIŞ”

BAŞARIYA FARKLI  BİR  “BAKIŞ”

-NE KADAR BAKTIK, NELER GÖRDÜK?-

– I – 

İşte yine bir dönem daha bitti ve kısa sürecek bir ayrılığın tatlı sızısını tatilin sevincine katık ettik.

Takvim yaprakları ne aceleleri olduğunu anlamadığım bir hızla birbirlerini peşi sıra ve biteviye kovalayıp dururken bir de bakmışız ki önce yeni yıl, sonra da yarı yıl tatili kapımızı çalmış; cümlemize hayırlı olsun. Tatiller bir taraftan zamanın ne de çabuk geçtiğini, diğer yandan da nasıl da yorulup yıprandığımızı ortaya koyan bir nevi “asetat kâğıdı” hükmünde.

Bakmaktan öte görmesini, yani fark etmesini bilenler için zaman nehrinin getirdiği ve katman katman biriktirdiği “fark” a tecrübe diyoruz. Biz öğretmenler için bu katmanlar, dönemler halinde tecelli ediyor. Her dönem, farklı tecrübeler sayesinde biz öğretmenler de kendimize, öğrencilerimize, yani mesleğimize dair yeni şeyler öğreniyoruz. Çünkü “Yaşadıkça öğrenmenin sonu yok.” Bütün mesele, hayata bu gözle bakabilmekte. Hele de biz öğretmenler için.

Her zaman için en iyiye giden yolda daha iyisini hedefleyenlerin, kendilerini ve yaptıkları işleri gözden geçirmeleri “olmazsa olmaz” derecesinde bir gerekliliktir. Yaptığımız işin kalbe ve beyne dokunmak, ruhu şekillendirmek, –en azından buna çalışmak– olduğu biz öğretmenler için “Neyi, nasıl yaptım, ne sonuç aldım? Acaba başka şekilde yapsam daha mı iyi olurdu?” diye sormak, her şeyden önce öğrencilerimize karşı sorumluluğumuz olsa gerek diye düşünüyorum. Çünkü onların içinde bizi geçecek, geçmesi gereken, yarına dair en güçlü ümitlerimiz, “gelecek hayallerimiz” var. İşte o ümit dolu gelecekler de hep “o gözler”de parlar. Çünkü ümit ve geleceğin kardeşliği en çok, çocukların gözlerine yakışır. Mutlaka hepimiz ama hepimiz rastlamışızdır öylesi bakışlara. Bilirsiniz, “Yaşanır, anlatılmaz.” derler ya, işte öyle. Derinliklerinde kaybolduğunuz, kayboldukça mutlu olduğunuz bakışlardır onlar. Bu mesleği seçmekle ne kadar da doğru bir tercih yaptığınızı söyleyen bakışlarla meslektaşlarınızın da karşılaştığını düşündükçe mutluluğunuz katlanır. Gözlerden gönüllere giden yollar olduğunu en iyi, öylesi bakışlarla anlar ve . . . ve mutlu olmak ne kelime!

Değişik derslerden dönem içindeki performanslarını değerlendirmeleri için öğrencilere karne verdik. Gelin biz de kendimize bir karne verelim: Neyi, nasıl yapıp hangi sonuçları aldığınızı, sizi rahatsız edip başarınızı aşağıya çeken unsurlar varsa bunları nasıl düzeltebileceğinizi, yani işin metot bölümünü size ve birikiminize bırakıyorum. Ben başka bir şeyden, başka bir “ölçüt”ten, “gözler”den, “bakışlar”dan bahsetmek istiyorum: Dönem içinde öğrencilerin gözlerine, gözlerinin içine yeterince bakıp bak(a)madığımızdan.

– II – 

Dönemi geride bırakıp da ardıma baktığımda neyi, nasıl yapıp hangi sonuçları aldığım gibi “meslekî performans” veya “kişisel başarı” gibi maddî ölçütlerden ziyade nedense aklıma gözler geldi. Onlar için didinip uğraştığımız, başarılarıyla mutlu olup başarısızlıklarıyla moralimizin bozulduğu, bazen kızıp bazen sinirlensek de bunları bile değer verip sevdiğimiz için yaptığımız öğrencilerimiz. Yani “varlık sebeplerimiz.”  Her biri ayrı bir dünya, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine ve gözler, hazineler değerindeki o dünyaların kapısı, anahtarı.

Acaba o küçük, mini miniciğinden yetişkin olmaya soyunmuş olanına kadar o gözlere ne sıklıkla bakabildik? Baktığımızda ne bulduk? Gözlerden derinlere yol bulabildik mi, gözlerdeki ümide yeterince ortak olup destek verebildik mi? Dahası ve en önemlisi, o gözlerde ümit olup kıvılcımlar çaktırabildik mi?

Bilinmeyeni bilinir yaparken bilinmeyenin farkına vardırmak ve bilip öğrenmekten zevk almak, öğretmenliğin özeti. Bu özeti “eğitim” başlığı altında öğrencilerimizle paylaşıyoruz. Eğitim sadece planlı-programlı bir “bilgi aktarımı” değil, ondan öte “davranış ve duygu aktarımı/transferi”dir. Yapıp ettiklerimizin karşılığını sadece sınav kâğıtlarında veya not çizelgelerinde değil, ölçüye gelmez, gelemez ümitlerin, heyecanların, mutlulukların olduğu kadar hayal kırıklıklarının, üzüntülerin, korkuların, yani bilumum duyguların yansıması olan gözlerde ve davranışlarda görmek mümkün. Onun için gözlere bakmak vazgeçilmez derecede önemli. Belki, öğretmenler olarak, bir(kaç) ders boyunca yapamadığımızı “bir fırsat bulup” onların gözlerine bakarak, bakmayı başararak başarabiliriz. Hatta öyle sanıyorum ki büyük ihtimalle de başarabiliriz belki birçok, belki de pek çok şeyi öğrencilerimizin gözlerine bakarak. Ama hiç değilse bir şeyi başarabilir, yani anlayabiliriz. Neyi mi? Onları anlamayı, en azından anlamaya çalışmayı. Görmesini bildikten sonra onların bakışlarında neler neler görebiliriz! Hele de arayışların –ve ne yazık ki kayboluşların– en yoğun olduğu bir “ara dönem”de.

“Gözler, ruhun pencereleridir.”  sözü daha fazla söze hacet bırakmıyor; ama gözler, bence, bu özelliğini hayatın en çok da başlangıç ve bitiş devresinde, yani çocukluk ve gençlik ile yaşlılık dönemlerinde icra ediyorlar. Çünkü hiçbir zaman çocukluğumuzdaki, gençliğimizdeki gibi haşarı, utangaç, ilginç, muhtaç ve de cin gibi bakmayacağız, bakamayacağız hayata ve çevreye.

“Öğretmek, kalbe dokunmaktır.” Kalbe dokunmanın yolu da öncelikle gözlerden geçiyor. Zekâ pırıltıları kadar ilgisiz ve boş bakışlar da “gözlerin konuğu”. Ama bunları görmek için de öncelikle “o gözler”e bakmak ve onları anlamak gerekiyor.

“Sınıfta düzeni sağlamaya çalışırken, kimine ‘Sus’, kimine ‘Evlâdım!’ diye boğaz patlatıp çene yorarken, hatta bazen sinir küpü olurken çocukların gözlerine bakmaya ne vakit sıra gelsin!” diye sorabilir, bunun zorluğundan haklı olarak yakınabilirsiniz. Ama haklı olmak yetmiyor çoğu zaman. Nasıl ki haklı olmanın ötesinde hakkınızı aramak, hakkınız için mücadeleye girişmek çok daha önemli ve belirleyici ise burada da “zorluğun hakkı”nı kendi lehimize çevirmek için gayret etmemiz lazım. Çünkü “Zor, oyunu bozar.” ve öğretmenlik de takdir edersiniz ki en zor mesleklerden biridir. Çünkü hiçbir insan, öğretmenler kadar insanların gözüne, gözlerinin içine bak(a)maz ve hiç kimse de öğretmenlerinin olduğu kadar başka bir insanın gözüne girmeye –bu kadar– çalışmaz. Öyleyse bunun kıymetini bilmek lazım.

“Gözler, yalan söylemez.”  Bunu en iyi bilenlerden biri de biz, öğretmenler olduğumuza göre . . .

“Yaşadıkça öğrenmenin sonu yok.” yazmıştık ya başta, gelin öyleyse bu sözü “Yaşadıkça ve gördükçe öğrenmenin sonu yok.” diye değiştirip düzeltelim. Bütün mesele, hayata “bu gözle bakabilmek”te. Hele de biz öğretmenler için.

Belki de o bakışlarda kaybettiklerimizi ve/ya yeterince değerlendiremediklerimizi arıyoruz.

Böylesi bir zamanda yaşamanın zorluklarından “Daha güzel bir dünya ve Türkiye”ye kadar pek çok şeyi.

Siz ne dersiniz?

– III – 

“Böyle bir yazı yazmak da nereden geldi aklınıza?” diye merak edip sual edecek olursanız aslında ben de tam olarak bilmiyorum. Nereden ve nasıl geldiyse aklıma, dönem içinde, öğrencilerin gözlerine, gözlerinin içine ne de az baktığımı fark ettim. Fark ettikçe de bu hususta sınıfta kaldığıma hükmettim.

Neyse ki farkı fark etmek de güzel. Yetersiz olmakla birlikte en azından bir “başlangıç noktası”; ikinci dönem nereden başlayacağımı daha iyi biliyorum artık.

Ya siz?

 

 

Adem KARADENİZ


[ Yazar : Adem Karadeniz | Okunma : 792 | Tarih: 07.03.2009 ]
         Oy : 0-Puan : 0



Son 5 Yorum

Henüz Yorum Yazılmamış.
Siz bir tane yazın..



Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
Evet (43 %)
Hayır (56 %)
110 - Katılım
Köşe Yazıları

Adem Karadeniz

TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

İlhan Metinkale

GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN KISKACINDA TARİH ALGIMIZ

Hilal ZEYBEKOĞLU

Ulubatlı Hasan ve Şehadet Arzusu

Civan ÇELİK

1890’DA JAPONYA’DA BATAN ERTUĞRUL GEMİSİ VE ŞEHİTLERİMİZ

Hülya BELGİN

İyiki Varsın Türkçe'm

Ertuğrul GÜNER

SINAVLAR

Rümeysa

Derin Karanlık

Fazlı MACİT

BİZİM

Abdullah Enes GÜNAY

BAŞARILI ÖĞRETMEN
En Sevilenler
 Dosyalar:

 Yazılar:
 » İddia
BİZEGİTİMCİYİZ
Website motorumuz 2013 AspSitem Ay Yildiz
Bu sayfa: 0.18 saniyede yorumlandı.
toplist.htm dosyasi toplist 1 toplist 2 toplist 3