v   DOSYALAR
  v   YAZILAR
  v   { FORUM }
  v   DEFTERE YAZ
  v   SUNULAR
  v   RESİMLER

Menü
Site sayacı
Bugün : 9
Dün : 36
Toplam : 3370912
Sayfa izlenimi aldık..
Yedek
Sizin kodlariniz buraya eklenecek
“NELER OLUYOR BİZE?”
  Tüm yazarlar || Bu yazara ait yazılar
   “NELER OLUYOR BİZE?”

“NELER OLUYOR BİZE?”

Herhalde hiçbir soru, günümüzde, başlıktaki soru kadar üzerinde derinden derine, kafa patlatırcasına düşünülmeyi hak etmiyordur. Tabi bu sorunun muhtemel varyasyonlarının içinde “neler” ile birlikte “nelerin nedenleri”nin de olması şartıyla. Meselenin “durum tespiti” ile bitmediğini bilenler, muhtemel çözümler için öncelikle sorunun/durumun nedenlerini de ortaya koymalılar, değil mi?

Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençleri iyi-kötü yetiştirmeye çalıştığımıza göre bu sorunun cevabını herhalde en iyi bizler, yani öğretmenler verebilir. Bir de belki bizim kadar olmamakla birlikte, veliler ile polisler!

Şimdi manzaranın netleşmeye başladığını ve bize neler olduğunu anlamaya başlamışsınızdır herhalde. Genelde toplumun; ama özelde veli-öğretmen ve polisin kuşattığı bir alanda “Neler oluyor gençlere?” sorusu üzerinde, az biraz “yazılı düşünme denemesi” yapıp “nedensellikler kurma”ya çalışacağız.

         Neler Oluyor?

Aslında bize, ama özellikle gençlere neler olduğunu, belki de daha doğrusu neler yapıldığını yeri gelince hepimiz şikâyet yollu söylüyor, yerinde tespitlerde bulunuyoruzdur: Meselâ, sigaranın diğer zararlı alışkanlıkların yanında masum kaldığı günümüzde zararlı alışkanlıkların hem çeşidinin, hem de başlama yaşının ilköğretime kadar inmiş olması gerçeği gibi.

Toplumdaki şiddetin okullara yansıması kadar doğal bir şey olamaz. Ama okullardaki şiddetin de hem cinsiyet dağılımı, hem tarafları, hem de miktarı artmış durumda. Artık kız öğrenciler de birbirleriyle kavga ediyor, öğrenciler kadar öğretmenler de şiddetin mağduru oluyor. Bütün bunların okul dışına yansıması da cabası.  Büyük okullarımızın kapılarında güvenlik görevlilerinin, çevrelerinde polislerin eksik olmaması bile aslında acı ama çok şeyler anlatmıyor mu?

Diğer taraftan sınavlara endeksli “başarı” anlayışımız da gençlere önce hayal kırıklığının ve hırçınlığın, sonra da doyumsuzluğun ve şiddetin kapılarını aralıyor. Kazananların bile aslında kaybettiği bir yarıştan bahsediyoruz. Ama düşünmeye değmez, değil mi? Zaten bunun için kaybediyoruz ya, neyse.

Fakat mutlaka kazanmamız gereken bir mücadelemiz var. Onu kazanırsak ancak, geleceği kazanabiliriz. Her zaman olduğu gibi geleceği kazanmanın yolu gençlikten geçerken gençliği kazanmanın yolu ise bugün şiddete karşı şiddetle verilmesi gereken bir mücadeleden geçiyor. Yoksa çığa dönüşme meylindeki bu kartopu giderek önce eğitimi, sonra da toplumu esir alacak gibi gözüküyor. Öğretmenlerin bildiğini polisler de biliyor veya tam tersi. Veliler ise kan ağlıyor!

“Neler oluyor bize?” diye sormak, asıl,“Biz nerede hata yaptık?” sorusuna başlangıç teşkil ederse anlamlı. Yoksa daha çoook . . .

         Neden Oluyor?

Genellikle insanlar toplumsal sorunlar hakkında bu sorunların çetrefilliğine, derinliğine paralel olarak kendi üzerlerindeki etkili ve yetkili, büyük, devasa oluşumları, hatta komplo teorilerini suçlasalar ve bunda değişik miktarlarda haklı olsalar da aslında asıl iş, sıradan insanların hassasiyetinde düğümleniyor. “Sıradan”lık aslında toplumdaki insanları aynı bütünlükte buluşturup nitelemekte kullanılan toplumsal bir özelliktir ve bu yönüyle de “toplumsal ortalama”yı kapsar.

Sıradan insanların, yani toplumun gücü kendi geleceğini kendisinin belirleyebilmesinde yatar. Burada da toplumun hassasiyetleri ve onları oluşturan değerlere verdiği önem belirleyicidir. Maddî olarak bir arada yaşamamızı mânen ortak değer ve hassasiyetlerle güçlendiremezsek veya bu sahada ihtilafa düşersek bölünmüş bir toplum olmaktan öteye geçemeyiz demektir. “Ortak yanlışlar”ın neler olduğunda buluşup da onları bertaraf edecek “ortak doğrular”ı ayağa kaldıramazsak, “haklısın ama . . .” noktasını aşamazsak sadece gençliğe ve şiddete değil, hiçbir sorunumuza söz geçiremeyiz.

Toplumsal ortalamanın sıradanlığını, sıradanlığa düşmeden ortak değer ve hassasiyetlerde sergilemek zorundayız. Esas bunu yapmazsak sıradan bir toplum oluruz. Sıradan insanlar olarak kaldıramayacağımız, hazmedemeyeceğimiz şey, sıradan bir toplum olmaktır. Bunu engellemek, “ortak doğrular”da buluşmayı gerektirir.

Bir taraftan şikâyet ettiğimiz TV programlarını diğer taraftan ailece izliyorsak, çocuklarımızı sigaraya almaya gönderiyorsak, egolarımızı onların üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyorsak, karnını doyurup sırtını giydirirken ruhunu ve gönlünü aç bırakıyorsak, oyuncağa boğup da ilgiyi esirgiyorsak, ha bire test kitapları, soru bankaları alıp da romana, hikâyeye yüz vermiyorsak, onlarla çocuk nazarıyla değil geleceğin büyükleri gözüyle bakmıyorsak, onları dinlemiyorsak şiddetin altyapısını biz kendimiz hazırlıyor, yani şiddete gençlik kazandırıyoruz demektir.

İnsan olmanın menfaatten değil vicdandan geçtiğini, eğitimin okulla sınırlanamayacak kadar büyük ve sürekli olduğunu, diplomanın da “etiket”ten öteye geçmediğini anlamadığımız, belki de anlamak istemediğimiz müddetçe sadece bu konuda değil, pek çok konuda da, sıradan insanlar olarak, kendi dışımızdakileri suçlar dururuz. Ama bu ne kendimizi, ne gençliğimizi, ne de toplumuzu kurtarır. Sadece “top”u “taç”a atmış oluruz. O topları son derece ustalıkla kullanıp bizim kalemize gol atanlar ise hepimizin malumu. Kendi kalemize gol atanları ise saymıyorum ama, asıl mesele de bu değil mi? Kendi duyarsızlığımız, bilinçsizliğimiz. Şiddeti asıl bunlar besliyor. Kendimize söz geçiremeden başkalarına hiç söz geçiremeyiz. Hatta şiddete bile. Zaten şiddet, öncelikle kendimize söz geçiremememizden kaynaklanmıyor mu?

Ne Yapmalı?

Toplumsal konularda hiçbir çözüm önerisinin, doğru olsa bile, bugünden yarına çabucak etki göstermesini beklememeli. Bugün şiddetle şikayetçi olduğumuz bu durumun bile, nereden bakarsanız, yirmi yıllık bir geçmişi var; ama “Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.”  sözü kesinlikle doğru  bir başlangıç noktasıdır.

Şiddet başta olmak üzere, pek çok sorunumuzun çaresinde, “ortak tavır” belirlememiz gerektiği gerçeği var. Tabi bu da ortak doğrulardan hareketle olabilir. En iyisi, meseleyi bir hikâyeyle anlatmak:

Orman müthiş bir hızla yanarken küçük bir serçe, yolundaki gölden pençeleri arasına su alıp ormanın üzerine bırakıyor ve tekrar göle uçuyormuş. Ormanın yanışını çaresizlikle izleyen hayvanlardan biri gülümseyerek bağırmış: “Ne o, ormanı birkaç damla su ile mi söndüreceksin?” Serçenin cevabı tek kelimeyle muhteşem:

“Benim elimden gelen bu! Ya seninkinden?”

Aslında sadece bu konuda değil, pek çok konuda yaşadığımız sorunların şiddetinin yaşadığımız hızlı ve baş döndürücü değişimden ve paralelindeki değerler karmaşasından kaynaklandığını, “ortak yanlış”ı besleyenin “doğrular”ı yalnız bırakmamız olduğunu, uzun vadeli toplumsal menfaatleri kısa vadede kişisel menfaatlerle değiştirip “küçük hesaplar”ın peşinden koştukça sadece şiddetin değil, pek çok sorunun toplumsal kaderimiz olacağından, oysa insanların ve toplumların hayatiyetini ve geleceğini, sorunlarla başa çıkabilme gücünün belirleyeceğinden hareketle tam da bu konuyla ilgili olarak “Sarı Öküz”ün hikâyesini anlatacaktım ama, yerim daraldığından, hatta sınırlarımı aştığımdan, oynayamayacağım, pardon, yazamayacağım.

Bir zahmet, bilenler bilmeyenlere anlatsınlar.

(“Efendim, şiddetli istek mi var! Bana şiddetten bahsetmeyin artık! Bir yazıya bu kadar şiddet yeter!”)

                                                                                   Adem KARADENİZ


[ Yazar : Adem Karadeniz | Okunma : 1261 | Tarih: 07.03.2009 ]
         Oy : 1-Puan : 5



Son 5 Yorum

Henüz Yorum Yazılmamış.
Siz bir tane yazın..



Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
Evet (40 %)
Hayır (59 %)
61 - Katılım
Köşe Yazıları

Adem Karadeniz

TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

İlhan Metinkale

GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN KISKACINDA TARİH ALGIMIZ

Hilal ZEYBEKOĞLU

Ulubatlı Hasan ve Şehadet Arzusu

Civan ÇELİK

1890’DA JAPONYA’DA BATAN ERTUĞRUL GEMİSİ VE ŞEHİTLERİMİZ

Hülya BELGİN

İyiki Varsın Türkçe'm

Ertuğrul GÜNER

SINAVLAR

Rümeysa

Derin Karanlık

Fazlı MACİT

BİZİM

Abdullah Enes GÜNAY

BAŞARILI ÖĞRETMEN
En Sevilenler
 Dosyalar:

 Yazılar:
 » İddia
BİZEGİTİMCİYİZ
Website motorumuz 2013 AspSitem Ay Yildiz
Bu sayfa: 0.17 saniyede yorumlandı.
toplist.htm dosyasi toplist 1 toplist 2 toplist 3