v   DOSYALAR
  v   YAZILAR
  v   { FORUM }
  v   DEFTERE YAZ
  v   SUNULAR
  v   RESİMLER

Menü
Site sayacı
Bugün : 4
Dün : 43
Toplam : 3367556
Sayfa izlenimi aldık..
Yedek
Sizin kodlariniz buraya eklenecek
TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR
  Tüm yazarlar || Bu yazara ait yazılar
   TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

“Tarih böyle bir şeydir işte!” dedim gazetenin karşılıklı sayfalarında birbirine yaslanmış o iki haberi okuyunca. Dilerseniz önce tarihin göz ardı edilmemesi gereken niteliğine dair bu iki haberi paylaşalım.

İlk haber Çanakkale’den: “Seyit Onbaşı’nın Eceabat ilçe meydanında top mermisi sırtında olan ve Mecidiye Tabyası’nda top mermisi kucağında bulunan iki farklı heykeli ziyaretçileri şaşırtıyor.” başlıklı haberi Balıkesir’in Erdek ilçesinden başka bir haber tamamlıyor: “30 yıldır dua edilen şehitlik, Bizans mezarlığı çıktı”

Haberlerin ayrıntıları tarihin nasıl bir derya olduğunu, bu deryanın bazen bilinçsizlik bazen de şahsi hesaplar dolayısıyla nasıl da farkında olunmadan istismar edilip bulandırıldığını, rayından çıkartıldığını gösteren anakronik örneklerle dolu.

 

Erdek Kaymakamı İsmail Kaygısız, “Garnizon Komutanlığı geriye dönük incelemesinde, bahse konu alanın şehitlik olarak kayıtlarda bulunmadığını tespit etti. İlçe Kaymakamlığı ve Garnizon Komutanlığı olarak şehitlik diye bilinen mezarlık ziyaretini ve burada yapılacak olan 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarını programdan çıkardık.” derken Bandırma Müzesi’nde uzman Zeliha Doğan da “Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından Müze Müdürlüğü’nden görüş istendi. Bunun üzerine araştırma kazısı yapıldı. Alanda yapılan kazı sonuçlarını bir rapor haline getirerek Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na gönderdik. Bölgede 1914-1915 yıllarındaki savaşta yaralanarak Erdek’te hastaneye gönderilen ve hayatını kaybeden askerlerin mezarları da bulunuyor. Bunun yanı sıra 1980’li yıllarda görev şehidi askerlerin de mezarları var. Bu konuda son kararı Bursa Kültür Varlıkları Koruma Kurulu verecek.” beyanatında bulunmuş.

Burada en basitinden söylenecek olan, şimdiye kadar neyin beklendiğidir. Garnizon Komutanlığı’nın neden böyle bir incelemeye ihtiyaç duyduğunu bilmesek de yapılması gereken ilk tespit, tarihin efsanelerle, destanlarla dolu mistik özelliğinin tarihin bilimselliğini zaman zaman gölgelediği, hatta pratiğin mis gibi teoriyi al aşağıya ettiği yönündedir. Bir gün “gerçek”, batık bir gemi gibi ortaya çıkınca insanların yaşadıkları sürprize mukabil ne düşündükleri sürpriz olmasa gerektir. Tarih her daim böyle sürprizlere gebedir. O yüzden bilimsel bir tarihçiliğin kazandırması gereken en önemli hasletlerden birisi bazen şüpheciliği, bazen de ihtiyatı elden bırakmamaktır. Yoksa son dakikada topu kendi kalenizde görmenizin pek de öyle sürpriz olmadığı sayısız tarihî tecrübeyle sabittir.

Seyit Onbaşı’nın hikâyesi, daha doğrusu heykelleri Erdek’teki “şehitlik”ten daha ilginç; ama aynı zamanda da acı, çünkü ortada ayan beyan bir çarpıklık var. 257 kiloluk mermiyi topa sürerek İngilizlerin “Ocean” zırhlısını batıran Seyit Onbaşı’nın 1996’da Hüseyin Anka Özkan tarafından yapılan ve mermiyi Seyit Onbaşı’nın kucağında gösteren heykeli Mecidiye Tabyası yoluna dikilmiş. Fakat Seyit Onbaşı’nın mermiyi kucağında değil, sırtında taşıdığı ortaya çıkınca bu defa Eray Okkan tarafından yeni bir heykel yapılarak eski heykelin yerine dikilir. Eski, daha doğrusu yanlış heykelin ise Güzel Sanatlar Müdürlüğü’nün Ankara’daki bahçesine götürüldüğünü de haberden öğreniyoruz.

Tarihî bir yanlışlığı düzelttik derken bu defa işin içine başka hesaplar giriyor ve heykeltraş Özkan’ın yakınlarının itirazları üzerine iki yıl sonra merminin kucağında bulunduğu yanlış heykel tekrar yerine konulurken yeni heykel ise Eceabat ilçesindeki tarihî meydana yerleştiriliyor. Tam bir bürokrat mantığı, “devlet aklı” örneği. Her yıl Çanakkale’yi ziyaret eden binlerce insan bu iki farklı heykelle karşılaştıklarında acaba ne düşünüyorlardır? Belki çoğu tarihî gerçekliği hiç sorgulamadan her iki heykelin de önünde fotoğraf çektirmekte, bazıları “Acaba hangisi doğru? Yoksa bunlar iki ayrı kahraman mı?” diye sormakta, bazıları da doğruyu bildikleri halde bu yanlışlığın neden hâlâ ısrarla devam etmekte olduğunu bilememektedir.

Tarihin bir yüzünün efsanelerle, destanlarla dolu olması tarihin tabiatında mevcut olan bir durum. Zaten tarihçiler bu dönemleri ve özelliklerini efsanelerin, destanların özelliklerini bilerek değerlendirir ve öyle çok iddialı, kesin ve net açıklamalar yapmazlar, daha doğrusu yapamazlar. Efsaneler ve destanlar, tarihin karanlık kuyusundan günümüze gelen nemli ve paslanmış tutamaklar olduğu için ihtiyatı elden bırakmamak lazım; ama daha üzerinde yüz yıl bile geçmemiş, nasıl gerçekleştiği belli olan bir olayda maddî hataya yer vermek, bunun da ötesinde bunda ısrar etmek tarihe çelme takmaya çalışmak demektir. Tarihe çelme takmak ise suları yokuş yukarı akıtmak misali zamanın ruhuna aykırı hareket etmenin diğer adıdır.

Geçmişten günümüze ve geleceğe tarih namına bırakacağımız en önemli miras, tarihî mirası hamaset ve kuru gürültüyle sorgulamadan, ezbere kabullenmek değil, sorgulayarak bilinçle sahip çıkmaktır. Tarihi yapanlar büyük ihtimalle tarih yaptıklarını bilmeden yaşar, belki de bu esnada ölürler. Seyit Onbaşı gibi tarihe imza attıklarını bilmeden kaderin kendilerine biçtiği ağır mı ağır sorumluluğu sırtlayanların mirasını ancak Seyit Onbaşı gibilerin neler yaptıklarını, tarihin akışını nasıl olup da değiştirdiğini bilenler anlarlar. Bu yüzden tarihin yanlış anlaşılması ve anlatılması, hâlihazırda yaşayanların yanlış anlaşılmasına benzemez. Yanlış anlaşıldığını anlayan insan, bunu telafi etmeye çalışır; ama tarihe mal olmuş insanlar için böyle bir şey ancak zehir hafiye misali pürdikkat tarihçilere düşen ağır bir sorumluluktur ki çokça bilindiği için artık yerleşmiş, yani kemikleşmiş doğrulara her şeye rağmen meydan okumak, Seyit Onbaşı’nın kaldırdığı top mermisinden daha hafif değildir.

Bütün bunlar tarihten doğru beslenmek için elzem olan hassasiyetlerdir. Tarihten doğru beslenmek sağlıklı bir kimlik inşa edilmesini, böyle bir kimlik de kültürü ve geleceği zenginleşmesini sağlar. Aksi takdirde doğrularla yanlışların iç içe geçip birbirinden seçilemediği göz alıcı; ama iç karartıcı yalancı ziyafet sofralarında maymun iştahlılıkla mide, yani zihniyet fesadına uğramak oldukça kolay, hatta kaçınılmazdır. Böylelerinin varacağı yer ise yerinde saymak da değil, başladıkları noktanın da gerisine düşmektir.

Sözün özü, mesele şehitlik olarak bilinen kabristanın aslında şehitlik olmadığından da, Seyit Onbaşı’nın top mermisini kucağında mı yoksa sırtında mı taşıdığından da çok daha önemlidir. Belki de tarih, bugünden devşirdiğimiz şüphe ve merakın didikleyiciliğini bir projektör gibi geçmişe tutmaktır. Geçmişte deli gibi merak ettiğimiz her şeyi göremeyeceğimizi, öğrenemeyeceğimizi pekâlâ bilsek de yine de elimizden geldiğince doğruyu öğrenmek, yanlış anlamaları gidermek için başka çaremiz de yok. Tarihin bugün üzerindeki hakkı, Seyit Onbaşı’nın sırtladığı mermiler kadar büyük ve ağır. Tarihin bugün üzerindeki hakkını yanlış anlarsak tarihin de bugünün de geleceğin de altında ezilir, inim inim inleriz.

Öyle görünüyor ki tarihten öğreneceğimiz daha çok ama çok şey var.

İşe şu heykelleri düzeltmekle mi başlasak acaba?

Adem ARTAN

[ Yazar : Adem Karadeniz | Okunma : 2139 | Tarih: 10.08.2012 ]
         Oy : 1-Puan : 5



Son 5 Yorum

Henüz Yorum Yazılmamış.
Siz bir tane yazın..



Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
Evet (41 %)
Hayır (58 %)
29 - Katılım
Köşe Yazıları

Adem Karadeniz

TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

İlhan Metinkale

GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN KISKACINDA TARİH ALGIMIZ

Hilal ZEYBEKOĞLU

Ulubatlı Hasan ve Şehadet Arzusu

Civan ÇELİK

1890’DA JAPONYA’DA BATAN ERTUĞRUL GEMİSİ VE ŞEHİTLERİMİZ

Hülya BELGİN

İyiki Varsın Türkçe'm

Ertuğrul GÜNER

SINAVLAR

Rümeysa

Derin Karanlık

Fazlı MACİT

BİZİM

Abdullah Enes GÜNAY

BAŞARILI ÖĞRETMEN
En Sevilenler
 Dosyalar:

 Yazılar:
 » İddia
BİZEGİTİMCİYİZ
Website motorumuz 2013 AspSitem Ay Yildiz
Bu sayfa: 0.15 saniyede yorumlandı.
toplist.htm dosyasi toplist 1 toplist 2 toplist 3