v   DOSYALAR
  v   YAZILAR
  v   { FORUM }
  v   DEFTERE YAZ
  v   SUNULAR
  v   RESİMLER

Menü
Site sayacı
Bugün : 9
Dün : 36
Toplam : 3370912
Sayfa izlenimi aldık..
Yedek
Sizin kodlariniz buraya eklenecek
NORMALİN ANORMALLEŞMESİ: SINAVLAR NE KADAR ÖNEMLİ?
  Tüm yazarlar || Bu yazara ait yazılar
   NORMALİN ANORMALLEŞMESİ: SINAVLAR NE KADAR ÖNEMLİ?

NORMALİN ANORMALLEŞMESİ: SINAVLAR NE KADAR ÖNEMLİ?

–ARAÇLARI AMAÇSALLAŞTIRMAMIZ ÜZERİNE–

“Hedefsiz gemiye, hiçbir rüzgâr yardım etmez.” sözünü çok sever ve öğrencilerime de yeri geldikçe söylerim. Çünkü bu söz, her daim “istikamet üzere” olmayı, olmamızı gerektiren bir “işaret levhası”, hatta bir “ikaz”dır. Bu sözün hem öğrenci, hem de öğretmen olarak ortak paydası, –son zamanların gözde ifadesiyle– “yol haritası” bellidir ve bunu, “ideal birlikteliği” veya “müşterek amaç” olarak özetleyebiliriz. Amaçlarımıza ne kadar ulaşabildiğimizi ise birtakım araçlarla ölçüp değerlendirmeye çalışırız. Araçlarımız, amaçlarımıza öğretmen ve öğrenci olarak ne kadar yaklaştığımızı gösterir, dolayısıyla araçlar, amaçlara ulaşmak hususunda ancak birer “aracı”dır. Ötesi, aracı araç olmaktan çıkartıp “başka bir şey” haline getirir.

Son Yıllarda Yaşadığımız: Aracın Amaç Haline Gelmesi

Eğitimde amaç, öteden beri “iyi, donanımlı ve kaliteli insan” yetiştirmektir. Bunun için de insanı kendisinden, kendi gerçekliğinden ve kapasitesinden haberdar edip onu harekete geçirmek, bu amaçla da çeşitli araçları “kullanmak” gerekir. Araçlar kullanılmak, amaçlar ise “ulaşılmak” içindir ve varoluşları gereği birbirlerine kesinlikle rakip olamayacak bu ikili, aynı sebepten ötürü birbirlerini ancak tamamlayabilirler; dolayısıyla birinin yokluğu diğerinin mevcudiyetini de “tartışmalı” hale getirir. Tartışılmayacak başka bir husus, “ideal mânâ”da amaçların –iyi insan– değişmezliğine mukabil araçların zamanla değişebileceği, hatta değişmesi gerektiğidir.

Teoriden pratiğe “yumuşak bir iniş” yaparak yazdıklarımızı “bugünün somutluğu”na büründürelim ki derdimizi daha kolay ve “daha yakıcı” bir şekilde ifade edebilelim: “Bugün eğitimin en büyük sorunu nedir?” diye gerçekten “iddialı bir soru” sorsak, sorumuzun iddiasına paralel,“iddialı cevaplar” alacağımıza eminim. Pekâlâ şöyle sorsak ne dersiniz: “Eğitim hayatımızdaki sorunların içinde halihazırdaki sınav sisteminin etkisi ne kadardır?”

Varlıklarını okullardan çok dershanelere adadığımız, her şeyden daha çok sınavlara şartlandırdığımız, başarıyı sadece sınavlara endeksleyen “son moda at gözlükleri”nden taktığımız için onların hayatlarını da birkaç seçenekle sınırlandırdığımız, davranışı, bilinci, yorumu ve farklı çözümleri değil de çoğunlukla bilgiyi ve sürati yücelttiğimizden el birliğiyle “safkan yarış atı” yapmaya çalıştığımız, böylelikle olmaları gerekenden önce “hormonlu” bir şekilde olgunlaştırdığımız doyumsuz, hırçın ve küskün bir nesil yetiştiriyoruz.

Neden mi?

Çünkü amacı aradan çekince aracı, yani sınavları amaç haline getirdik. Öyleyse “Varlığımız, sınavlara armağan olsun!”

Öyleyse ufak bir değişiklikle ama tekrar soralım: “Sadece eğitim hayatımızın değil, gençlerimizin sorunları içinde halihazırdaki sınav sisteminin etkisi, hatta kışkırtıcılığı  ne kadardır?”

Neleri Ne Uğruna Feda Ediyoruz?

Sınavların gerekliliğine, hatta “olmazsa olmaz”lığına bir sözümüz yok; ama her şeyi sınav (başarısı) olarak görünce, tıpkı ellerinde çekiç olanların her şeyi çivi olarak görmeleri gibi, sakın ola çocuklarımızı eziyor olmayalım. Üstelik de bu yaşta ve daha da acısı “onların iyiliği” için.

Her şeyi sınav başarısına endekslerken, ormana bakıp da tek tek ağaçları ıskalayanlar misali, acaba sınavların ölçmediği, ölçemeyeceği başka şeyleri, hem de önemli şeyleri ıskalıyor olmayalım sakın. Öncelikle bazı önemli değerleri ve davranış kalıplarını öğretip benimsetmemiz gereken “kritik bir çağ”da üstelik.

Tekrar etmekte fayda var: Elbette sınavlar olmalı, olacak da. Ama, her ne olursa olsun, hak ettiğinden fazla değer verdiğimiz şey(ler)in ancak esiri oluruz. Sınavlar araçtır, öyle de kalmalıdır. Ötesi, tıpkı bugünkü gibi, eğitim basamaklarını sınavın aracı haline getirir ve bu esnada olan da amaca ve geleceği emanet edeceğimiz çocuklara ve gençlere olur, oluyor da zaten.

Gücü yeten, yetmeyen her öğrencinin dershaneye gittiği, daha doğrusu gitmek zorunda bırakıldığı –bu durumda biz, normal öğretmenler, herhalde“etkisiz eleman” oluyoruz–, “sınav maratonu”un sadece hafta sonunu değil, hafta içini de esir aldığı, bu sebepten kendilerine zaman ayır(a)madan, yetenekleri olsa da farklı uğraşlar, alışkanlıklar kazandır(a)madan, daha acısı düşünmeden ve düşündür(e)meden “test manyağı” haline getirdiğimiz, bu kadar önem verip kaynak ve zaman aktardıktan sonra da kazanamayınca hayal kırıklığından hayata küskünlüğe kadar savrulan dengesiz ve doyumsuz bir genç nesil. Geleceğimizi belirleyecek olan genç nesil. “Rüzgâr eken, fırtına biçer.” demişler. (Sınav korkusunun şiddetle bile ilgisi var; ama bu, bahs-i diğer.)

Sınav Sektörünün Büyüklüğü Ne Kadardır?

Dershanelerin neredeyse şehirlerin kenar semtlerine kadar yayıldığı, dershanelerin artık yetmeyip etüt merkezlerinin açıldığı bir yerde normal okulların görevi sadece diploma vermek, hatta daha acısı “diplomalı cahil” yetiştirmek midir?

Diploma vermek dışında da pek çok alana yaydığımız, “kapsama alanı”nı alabildiğine genişlettiğimiz sınavlar, çoktandır hayatımızı esir aldı bile. Herhalde bunu da en iyi, üniversite mezunları ve özellikle öğretmen adayları bilirler.

Bir yılda ülkemizde kaç sınav yapılmakta, bu sınavlara kaç kişi girmektedir? Sadece bu sınavların giriş ücretlerinin toplamı bile “sınav sektörü” isimli buzdağının ancak görünen yüzünü oluşturur. Bu buzdağına adeta bir “Titanic” gibi çarpıp batan da “Of gençliğim eyvah!”

Sahi, Titanic’ten kaç kişi kurtulmuştu? (Veya kurtulduğunu sandıklarımız gerçekten kurtulmuş muydu?)

Doğru “Şık” Hangisi?

Bu durumda başta öğrenci ve öğretmen olarak bize düşen, “Varlığımız, sınavlara armağan olsun!” demek mi acaba?

“Çok doğru, tamamen katılıyorum” diyenler A şıkkını,

“Doğru; ama tamamen katılmıyorum” diyenler B şıkkını,

“Ancak kısmen katılıyorum” diyenler C şıkkını işaretlesinler lütfen.

Efendim, D şıkkı mı?

Aslında D şıkkı da olacaktı; ancak “Hayır, kesinlikle katılmıyorum” cümlesinin yanlışlığı kesin olduğundan sadece “dolgu seçenek” olarak kalacaktı, o yüzden eklemedim. En iyisi mi, “D” seçeneğinin içeriğini de varın siz belirleyin.

Doğrusu, alternatif D şıklarını şimdiden merak ediyorum.

( Düşünmekten yorulanlar, tecrübeli kadromuzun çalıştırdığı dershanemize kayıt yaptırabilirler.)


[ Yazar : Adem Karadeniz | Okunma : 832 | Tarih: 07.03.2009 ]
         Oy : 0-Puan : 0



Son 5 Yorum

Henüz Yorum Yazılmamış.
Siz bir tane yazın..



Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
Evet (40 %)
Hayır (59 %)
61 - Katılım
Köşe Yazıları

Adem Karadeniz

TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

İlhan Metinkale

GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN KISKACINDA TARİH ALGIMIZ

Hilal ZEYBEKOĞLU

Ulubatlı Hasan ve Şehadet Arzusu

Civan ÇELİK

1890’DA JAPONYA’DA BATAN ERTUĞRUL GEMİSİ VE ŞEHİTLERİMİZ

Hülya BELGİN

İyiki Varsın Türkçe'm

Ertuğrul GÜNER

SINAVLAR

Rümeysa

Derin Karanlık

Fazlı MACİT

BİZİM

Abdullah Enes GÜNAY

BAŞARILI ÖĞRETMEN
En Sevilenler
 Dosyalar:

 Yazılar:
 » İddia
BİZEGİTİMCİYİZ
Website motorumuz 2013 AspSitem Ay Yildiz
Bu sayfa: 0.10 saniyede yorumlandı.
toplist.htm dosyasi toplist 1 toplist 2 toplist 3