v   DOSYALAR
  v   YAZILAR
  v   { FORUM }
  v   DEFTERE YAZ
  v   SUNULAR
  v   RESİMLER

Menü
Site sayacı
Bugün : 36
Dün : 56
Toplam : 3370903
Sayfa izlenimi aldık..
Yedek
Sizin kodlariniz buraya eklenecek
TARİH EĞİTİMİNİ ÇOKLU BAKIŞ AÇISIYLA TAÇLÂNDIRMAK
  Tüm yazarlar || Bu yazara ait yazılar
   TARİH EĞİTİMİNİ ÇOKLU BAKIŞ AÇISIYLA TAÇLÂNDIRMAK

TARİH EĞİTİMİNİ ÇOKLU BAKIŞ AÇISIYLA TAÇLANDIRMAK


Sonu gelmeyen ayrılığın arkasından artık birlik ve beraberliği araştırmaya mecbur değil miyiz?   
                                                                                                             Dr. Sigrid HUNKE
Sonbaharın bütün güzelliğiyle Kızılcahamam’ı sardığı 14-17 Ekim 2010 tarihleri arasında Patalya Termal Otelde EUROCLİO tarafından Tarih öğretimi ve Tarih Öğretiminde çoklu perspektiflilik konulu bir panel düzenlendi. Bu Panele Rusya, Fas, Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi ülkelerden gözlemciler katıldı.
              Tarih öğretiminin çok boyutlu bir içerikte anlatılması son yıllarda ülkemizde tartışılan bir konu. Tarih derslerinde günümüze kadar takip ettiğimiz metod kendi paradigmalarımızı anlatmak üzerineydi. Tarihe tek bir pencereden bakmanın ideal bir öğretim olamayacağı zorunluluğu ile yüz yüzeyiz. Gelişen teknolojinin tarih eğitimine yansıması sonucunda kendimiz ve ötekilerle ilgili kaynaklara kolaylıkla ulaşmamız çoklu bakış açısını kendiliğinden ortaya koymaktadır. Küreselleşme olgusu dünyamızı bir köy haline getirmiş ve farklı milliyetlere sahip olan insanlar birbirleriyle daha fazla görüşür olmuşlardır. Bu durum karşısında insanlar aldıkları tarih eğitimine baktıklarında taraflı bir eğitim süzgecinden geçtikleri için gerçekçi bir anlayıştan ziyade önyargılara daha fazla meyilli olduklarını fark etmekteler.
              EUROCLİO proje koordinatörü Semih AKTEKİN açılış konuşmasında, Her nesil tarihi yeniden yazar sözü gereği günümüzdeki yaşam şartları,  tarihi çoklu bakış açısıyla değerlendirmenin gerçekçi bir anlam taşıyacağını, tarihi tek bir kaynakla anlatmanın kısır döngü misali insanlara doyurucu bilgi veremeyeceğini, bundan dolayı tarih öğretiminde çok perspektifliğe yönelik anlayışı derinleştirmek gerektiğini vurguladı.
              Seminerin en büyük konuğu XX. Yüzyıl Avrupa Tarihi Nasıl Öğretilmeli?  Kitabının yazarı Robert STRANLİNG idi. Tarih Eğitiminin çoklu bakış açısıyla anlatımının 1990’lardan sonra gündeme geldiğini belirten STRANDLİNG’ göre tarih çok köklü ve beceri esaslı bir yaklaşımla anlatılması gerekmektedir. Günümüzde tarih eğitimi boyutları itibarıyla siyasi değil sosyal ve kültürel bir değişim süreci almıştır. Tarih günümüzde çok etkin olarak kullanılmaktadır. Dünya günlük olarak CNN ve BBC gibi televizyonlarca yorumlanmaktadır. Günümüzde tarihte ne olduğunu anlamak için çoklu bakış açısına ihtiyacımız var. Kendimizi diğer insanların yerine koymalı ve onların dünyaya bakış açısını görebilmeliyiz. Bakış açıları yeterli, eksik ve yanlı da olabilir. Çoklu bakış açısı hassas konularda incitici olabilir. Bütün bunlar bizleri yıldırmamalı. Günümüzde tarihe farklı yönlerden bakarak hayatın ortak gerçeğini yakalayabilmeliyiz. Bir tarihi konuda kendi bakış açımızı çoklu duruş noktası ve farklı tarihsel anlatımlardan hareket ederek anlatılanlar arasındaki farklılığı daha rahat görebiliriz. Tarihsel bir gerçek tarihi bir olayın ardında bıraktığı izler aracılığıyla yorumlanabilir. Tarihi yorum ise gerçeklerin kanıta dönüşmüş şeklidir.

              Fas’tan gözlemci olarak panelde bulunan Muhammet BOUJJA, ülkesindeki tarih eğitimiyle ilgili güncel gelişmelerden bahsettiği konuşmasında; Tarih sanki büyük bir denizde balık tutmak gibi bir şey. En büyük mesele ise hayatta kalabilmek. Yenilikçi yaklaşımların bize gösterdiği hedef tarih eğitiminde karşılaştığımız güçlükleri aşmak. Eğitim sistemimizin öz sorunu tarihte ötekini nasıl tanımlayacağımız meselesidir. Öncelikle kendimizi anlayacağız sonra diğerlerini. Fas’ta eğitim demokrasi, vatandaşlık, eleştirel ve gerçekçi düşünme üzerine doğru gitmektedir. Bizim eğitime verdiğimiz anlam çocuklarımızın koyunlaşmaması bilinçli bir insan olarak yetişmeleri üzerinedir. Fastaki tarih eğitiminin en büyük sorunu çocuklar nasıl etkinlik ve gözlem yapacak, nasıl veri toplayıp nasıl uygulayacak meselesidir. Fastaki tarih müfredatının en büyük zorluğu ise, her şey siyasi olarak düzenlenmiş, olayları olduğu gibi göstermiyor. Gerçekle müfredat arasında büyük farklılıklar var.
              Moskova Tarih Eğiticicileri Birliği başkanı Tamara EİDELMAN, Rusya’nın tarih eğitiminde kısa zaman içersinde uzun yol alışını anlatan konuşmasında, uzun yıllar Marksizmin etkisi altında yaşayan Rus tarih eğitim anlayışı tamamen gelenekçi ve güçlü bir biçimde politikti, anlatım ise klasik bir şekilde yapılmaktaydı. 1985 Yıllarında Gorbaçov’un açıklık politikası tarih eğitiminde farklı bir söylem geliştirdi. 1995 yılından itibaren yeni tarihi yayımlar tarihe olan ilgiyi artırdı. Daha önce yasak olan her şey dile getirilmeye başlandı. Yeni filmler, yeni kitaplar vardı. Bu dönemde tarihi tartışan öğrenci grupları oluştu, tabii ki eski düzeni savunanlar da mevcuttu. Bu dönemde tarih ders kitapları inandırıcılığını yitirdiği için derslerde kullanılmadı. 1997 Yılında Rus Tarih Eğitimcileri birliği kuruldu. Tarih eğitimindeki farklılıkları görebilmek için birçok Avrupa ülkesine geziler düzenleyerek modern tarih eğitiminin yöntemlerini öğrenmeye başladık. Rus tarih eğitimcileri İskoçya tarih eğitiminin kronolojik sıralamadan ziyade bilgi ve beceriyi esas alan yapısından çok etkilendiler. Dünyayı görmek Rus tarih eğitimcilerini gelenekçi tarih anlatımıyla modern tarih anlatımı konusunda uzun süren tartışmalara itti. Daha sonra hayatı tüm yönleriyle ele alan ders yöntemleri geliştirdik. Düşünmeyi özgürleştirdik. Yaratıcı düşünme güç kazanmakta başladı. Moskova Tarih Eğitimcileri Derneği, tüm eski Sovyet ülkelerini kapsayan bir ağdır. Bizler 1997 yılından itibaren 2000 yılına kadar olan zaman diliminde XX. Yüzyıl tarihine ve ders kitaplarına yönelik yeni bir anlayış geliştirdik. Özellikle XX. yüzyılın ikinci yarısı çok ilgi duyduğumuz ve aynı zamanda çok çekindiğimiz bir konuydu. Bu açığı kapatmak için bolca Amerikan kitapları çevrildi ancak yetersiz kaldı. Rus tarih Eğitimcileri bu alanda cesurca davranarak çok yönlü tarih eğitimini esas alan ders kitapları yazdılar. Bu tarih ders kitaplarında tarihi bilgiler, resimler, karikatürler, farklı bakış açıları, kadınlar ve günlük yaşam gibi konular var. Günümüzde eğitimde standart tartışmalarını yoğun olmasına rağmen Rus devleti tarih eğitimi üzerindeki kontrolü sıklaştırarak geleneksel değerleri ve milliyetçilik vurgusunu daha fazla önemsiyor. Rusya çok etnik yapılı bir ülke. Bu durumun tarih eğitiminde nasıl bir yer edineceği konusunda şunları düşünmekteyiz. Tarih Rus ülkesinden mi bahsetmeli yoksa Rus halklarından mı? Bugün birçok Rus şehri çok etnik yapılı bir duruma gelmiştir. Bizim tarihimiz toplum tarihi olmaktan ziyade bir devlet tarihi olmuştur. Bu geleneksel anlayışı her etnik gruba saygıyı esas alan bir anlayışla aşmaya çalışıyoruz. Bu konuda tarih eğitim anlayışımızın çoklu bakış açısını yakalayabilmesinin öneminin farkındayız.
           Panelde akademisyenler ve öğretmenler tarafından hazırlanan etkinlikler paralel çalıştaylarda sunuldu. Çalıştaylardan sonra yapılan değerlendirme toplantısında ülkemizde tarih eğitimini daha kaliteli bir duruma getirmek için yapılması gerekenler üzerinde şu tespitler dile getirildi.

*Nitelikli amaçlar için yönergeler açık ve anlamlı olarak hazırlanmalı,anahtar soru net bir biçimde vurgulanmalı.
*Etkinlik çalışmaları bir sorgulama mantığında yapılmalı.
*Öğrenci seviye grupları materyal kullanımını nasıl etkilemektedir, farklı öğrencilere nasıl seslenebiliriz?
*Öğretmenin tarihi bilgileri nasıl elde ettiği vurgulanmalı, bağlamsal bilgi verilmeli ve bazı önemli bilgiler vurgulu olarak anlatılmalı.
*Olgu ile algı arasındaki hassas konular daha özverili anlatılmalı.
*Sınıf içersindeki yanlış kazanımlar ve kanaatler gerçek tarihi bilgiler esas alınarak düzeltilmeli.
*Aktiviteye dayalı ölçme sistemi geliştirilmeli.
*Tarih derslerinde yazma ve okuma becerileri ihmal edilmemeli.
*Tarihi belgelerdeki şahsiyetlerin biyografileri iyi anlatılmalı.
*Yoğun ders kaynağından ziyade etkin ders kaynakları seçilmeli.
*Tarih derslerinde öğrenci merkezli eğitimi daha etkili bir duruma getirmeliyiz.

            Tarih öğretmenleri olarak tarihi anlatmaktan ziyade keşfettirmenin daha kalıcı olduğunun farkındayız. Geçmiş yıllardaki öğrenciliğimizi hatırladığımız zaman ders kitabındaki tarihi bir olayı noktası virgülüyle ezberleyip anlatmanın başarı olduğu aldanışını hangimiz yaşamadı. Ortaokul yıllarında Milli Tarih hocamızı tarih diye düşünürdük, çünkü her şeyi O bilirdi. Az bir dikkatimiz dağılsa Osmanlı tokatını yerdik. Namı aramızda Timsah idi. Lise yıllarındaki tarih öğretmenimiz Ozan Arif’i dinlemeden derse girmeyen bir Hocamızdı. Derslerde çok hüzünlüydü. Bizlerde kendisine Yanık diyorduk. Dershaneye gittiğimiz zaman karşımıza çıkan hocamız elinde bir tahta kılıç ile tıkıtık o tarafa, tıkıtık bu tarafa gitti geldi. Bizlerde kendisine Kişneyen At lakabını vermekte gecikmedik. Üniversite yıllarına değinmenin bir anlamı yok çünkü fotokopilerle çalışıp mezun olduk. Oysa ki tarihi bilmek kadar anlatabilmenin de bir meziyet olduğunu bizler yeni fark ediyoruz. Dünyaya bakmadan gerçeği anlamanın mümkün olamayacağını görüyoruz. Mevlana boşuna dememiş ‘’ bir ayağın sabit dururken ötekiyle dünyayı dolaşacaksın’’ diye.


[ Yazar : İlhan Metinkale | Okunma : 2673 | Tarih: 31.10.2010 ]
         Oy : 3-Puan : 12



Son 5 Yorum

Ekleyen: HASANSONER
Unutmayalım ki Milliyetçilik batıda doğmuştur ve bu düşünce sistemi daha sonraları imparatorlukları yıkmak için çok güzel kullanılmıştır. Hatta uluslar için can simidi olarak gösterilmiştir. Şimdi de yine aynı Avrupa,kendi çıkarlarına uygun bir biçimde Küreselleşme olgusundan hareketle bu defa Milliyetçiliğe karşı tavır takınıyor. Oysa bu söylemin de arkasında-ne yazık ki-esasen insanlık adına bir yaklaşım söz konusu değildir. Amaç küresel ekonomiyi daha kolay ele geçirebilme isteğidir. Bazı beyhude kişilikler ise daha aşırıya giderek, dünyadaki tüm sınırların kaldırılmasını tavsiye etmektedir ki, bu tür uydurmaca bir yaklaşım birlik ve kardeşlik gibi kelimelerle yutturulmaya çalışılmaktadır. Yukarıda bahsettiğiniz türden projelerin arkasında yatan asıl maksadlar, ne yazık ki, küresel güçlerin dünyayı ele geçirme mücadelesidir.
Tarih : 01.11.2010 21:41:28

Ekleyen: atahoca

Güzel de...


1-Döküman hazırlamak ayrı bir uzamanlık alanı, olmasa dahi 30 saat derse giren bir öğretmen hangi zaman diliminde bu işi başarabilecek?


2-Sınav (SBS-LGS-LYS-KPSS) mantığının buna göre olmadığı bir ülkede öğrenci ve öğretmeni nasıl motive edeceksiniz?


3-Bu konuda sadece pratik eğitim verilip, uygulamalı eğirimler verilmedikçe buna uygun yetişmemiş öğretmenlere sistemi nasıl benimseteceksiniz?


4-Kavramlarla doldurulmuş kitapları kuş diline çevirilmiş dille nasıl işleteceksiniz?


5-Basılı ve görsel materyala ulaşmak için sabah 8.30'da derse başlayıp 16.20'de (bizim okulda böyle) dersi bitiren ve birçok öğrencinin 2 saati yolda geçtiği bir ülkede araştırma zamanını nasıl oluştaracaksınız?


Köklü bir reform olması gerekiyor...


Tarih : 01.11.2010 18:25:27




Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
Evet (40 %)
Hayır (59 %)
61 - Katılım
Köşe Yazıları

Adem Karadeniz

TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

İlhan Metinkale

GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN KISKACINDA TARİH ALGIMIZ

Hilal ZEYBEKOĞLU

Ulubatlı Hasan ve Şehadet Arzusu

Civan ÇELİK

1890’DA JAPONYA’DA BATAN ERTUĞRUL GEMİSİ VE ŞEHİTLERİMİZ

Hülya BELGİN

İyiki Varsın Türkçe'm

Ertuğrul GÜNER

SINAVLAR

Rümeysa

Derin Karanlık

Fazlı MACİT

BİZİM

Abdullah Enes GÜNAY

BAŞARILI ÖĞRETMEN
En Sevilenler
 Dosyalar:

 Yazılar:
 » İddia
BİZEGİTİMCİYİZ
Website motorumuz 2013 AspSitem Ay Yildiz
Bu sayfa: 0.20 saniyede yorumlandı.
toplist.htm dosyasi toplist 1 toplist 2 toplist 3