v   DOSYALAR
  v   YAZILAR
  v   { FORUM }
  v   DEFTERE YAZ
  v   SUNULAR
  v   RESİMLER

Menü
Site sayacı
Bugün : 40
Dün : 45
Toplam : 3373469
Sayfa izlenimi aldık..
Yedek
Sizin kodlariniz buraya eklenecek
GÜRCİSTAN’DA ÇOK KÜLTÜRLÜ TARİH VE SOSYAL BİLGİLER EĞİTİMİNİN YOLLARINI BULMAK
  Tüm yazarlar || Bu yazara ait yazılar
   GÜRCİSTAN’DA ÇOK KÜLTÜRLÜ TARİH VE SOSYAL BİLGİLER EĞİTİMİNİN YOLLARINI BULMAK

               GÜRCİSTAN’DA ÇOK KÜLTÜRLÜ TARİH VE SOSYAL BİLGİLER
                                     EĞİTİMİNİN YOLLARINI BULMAK

                                                                                  Yirminci yüzyılı özetlemem gerekseydi,
                                                                                   İnsanlığın şimdiye kadar hayal ettiği
                                                                                   En büyük umutları uyandırdığını
                                                                                   Ve bütün yanılsamaları ve idealleri
                                                                                   Yok ettiğini söylerdim.

                                                                                              Yahuda MENUHİN ( Müzisyen )

                                                Tarihçiler buna cevap veremez. Benim açımdan yirminci yüzyıl
                                                Onu anlama yönündeki bitip tükenmeyen çabalardan ibarettir.
 
                                                                                                Franco VENTURİ ( Tarihçi )

   Euro Clio’nun ( Avrupa Tarih Eğitimcileri Birliği ) seminerlerinden biri de Bağımsızlığını yeni kazanan eski Sovyet cumhuriyetlerinden biri olan Gürcistan’ın Chakvi  şehrinde 22-26/06/2009 tarihinde düzenlendi. Nufusu beş milyon civarında bir devlet olan Gürcistan, içerisinde barındırdığı nufusun etnik farklılığı ile göze batıyor. Yüzölçümünün küçüklüğüne nazaran kuzeyinde Osetler, Abhazyalılar, Acarlar özerk bir cumhuriyet yönetimine sahipler. Ayrıca etnik olarak Azeriler ve Ermeniler Gürcistan içersinde azımsanmayacak bir nüfus oranıyla dikkat çekmekte.Bu özelliğinden dolayı da seminerin ismi doğal olarak çok kültürlü bir  çevrede tarihi nasıl öğretebiliriz başlığını taşıyordu.
   Seminerin düzenlendiği  Oassis Otel Karadenizin dalgalarının  hafif meltemler eşliğinde kıyılara vurduğu bir yerdi. Gürcistan’ın değişik yerlerinden akademisyenlerin ve öğretmenlerin katıldığı seminere İngiltere’den, Rusya’dan, Bulgaristan’dan, İzlanda’dan,Litvanya’dan akademisyenler,Türkiye’den ve Ermenistan’dan gözlemciler katıldı.
   Acar özerk cumhuriyeti eğitim bakanı yaptığı açılış konuşmasında; Tarihi mirasımızı ve kültürel çeşitliliğimizi modern dünya ölçeklerinde değerlendirme sorumluluğu üzerimizdedir. Müslüman ve Hrıstıyan olan bir toplunda yaşıyoruz. Birbirimize güvenmenin ve dayanmanın yollarını bulup uygulamalıyız. Her insanın değerliliğini vurgulayan bir dünyayı  eğitim ve siyasi olarak kurmalıyız . Daha sonra bir konuşma yapan Euro clio’nun kurucusu Joke Van Roord konuşmasında; Açık fikirli ,geleceği aydınlatacak fikirleri taşıyan insanlarla bir arada olmaktan mutluyum. Bu ülkenin içersindeki problemlere farklı bir çözüm önerileri sunma anlayışıyla geldik. Farklılıklardan çok benzerlikler üzerinde durmanın öneminin daha çok olduğuna inanıyorum. Toplantıya İngiltere’den  University of West England üniversitesinden katılan Dean SMART ise konuşmasında; Tarih eğitiminde hoşgörü anlayışı gelecekteki kargaşalıkların ve çatışma risklerinin panzehiri olabilir. Çok kültürlülük bir farklılık ve kuşkudan öte bir zenginliktir. Tarih eğitiminde bunu anlamlı kılmalıyız. Kargaşalığa neden olabilecek tarih anlatımı ülkenin bütünlüğünü zedeleyip, hafızalardan silinmez acılar bırakabilir. Bundan dolayı gittikçe küçülen dünyada hoşgörüyü en büyük değer olarak görmeli ve uygulamalıyız.Toplantıya Batum Devlet Üniversitesinden katılan aynı zamanda Acar özerk Cumhuriyetinin eğitim yöneticiliğini yapan Madona MİKELADZE ise kendi bölgelerindeki eğitimin yapısı hakkında şu bilgileri verdi; Gürcistan’ın sahip olduğu dil ve inanç farklılıkları bir pota içersinde düzenlenmiş ve ders kitapları da bu yönde yapılandırılmıştır.Öğretmenlerimizle sürekli eğitim toplantıları
düzenlemekteyiz. Öğretmenlerimizin dayanışmasının Gürcistan’ın geleceği için altın bir değer taşıdığını vurgulamak isterim.
  Bu konuşmaların ardından sunumlara geçildi ve teorik tarih bilgileri günümüzdeki ve geçmişteki algılanışlarıyla vurgulandı. Geçmişte tarih anlatım  metodunun  tekdüze yapısıyla günümüzdeki çok yönlü yapısı arasındaki farklılıklar dile getirildi.
  Birinci bölümün ardından verilen kahve molasında Tiflis İlia Chavchavadze devlet üniversitesinde tarihçi olarak çalışan   Giorgi  KİKNADZE  ile yaptığım sohbette, ülkeleri Gürcistandaki Tarih eğitiminin  yapılandırmacı, höşgörüyü esas alan bir eğitim anlayışının oluşmasına öncelik verilmesi , gerçek dünyanın  nasıl öğretileceğinin  iyi etüd edilmesi, internet ve diğer iletişim araçlarının ülkede yaygınlaşması,demokrasinin yerleşmesi için daha çok fedakarlıklar yapılması gerektiğini anlattı. Ayrıca geç bir tarihçi olan Giorgi , Gürcistanda en büyük sorunun geçlerle yaşlılar arasında hayata bakış ve yön verme konusunda yaşandığını, öğrenciler arasındaki farklı geleneksel anlayışların demokrasi içersinde geliştirilerek ülkelerinde eşitliğin sağlanabileceğini söyledi. Bu sıralarda elindeki çayla bizleri büyük bir dikkatle dinleyen ,Batum Halk Okulunda  öğretmen olarak çalışan Archil GVALİA söz alarak; Ülkemizdeki azınlıkların kimliklerinin farkına varması bizler için önemlidir. Çağdaş dünyaya gerçekçi bir şekilde entegre olmanın önemini biliyoruz ve bu yolda çalışacağız. Dil farklılıklarımız var, Gürcüce, Rusça, Ermenice, Osetyaca, Azerice ülkemizde kullanılan diller. Kültürel diyalogların eğitimle şekillenip toplum yaşamını düzelteceğine inanıyoruz. Vatandaşlarımızın birbirini anlamalarını, aynı coğrafyanın insanları olduklarının bilincini taşımalarını amaçlıyoruz. Tarih öğretiminde keşfederek öğrenme anlayışına büyük ilgi duyuyoruz. Tarih anlayışımızda ülke içersinde düşmanlık meydana getirebilecek duygu ve düşüncelerden uzak durmak için Gürcü, Azeri ve Ermeni dillerinde kitaplar basıyoruz. Tarih kitaplarımızda özgür ve gerçekçi değerleri vurguluyoruz. İnternetin bir ders kaynağı olarak kullanılmasını çok yerinde buluyoruz. Tüm kaynaklarımız ve kullandığımız metodlar gerçek değerlere dayanmalı ki hiçbir sorunumuz kalmasın.
   İlk bölümün sonunda çalışma gruplarına bölündüğümüzde, ben Litvanya Natalya Draudzina Gymnasium’da eğitimci olarak çalışan Dzintra LİEBİNA’nın  grubuna katıldım. Bu grupta tarih derslerinde riskler ve imkanlar üzerinde  Rus ,Gürcü,Azeri, Ermeni tarih öğretmenleriyle konuştuk. Eğitimci Dzintra LİEBİNA, Bölünmüşlük içersinde birlik anlayışını taşımak açısından bizlere Litvanya örneğini verdi. Ekrana başkentleri Riga’nın biri Rus kömünist hakimiyetinde 1982 yılında çekilmiş, bir diğeri de bağımsızlıktan 20 yıl sonra 2009 yılında çekilmiş iki fotoğrafını koydu. Fotoğraflar kıyaslandığında özgürlüğün Riga için ne demek olduğu anlaşılıyor. 1982 yılında çekilen fotoğrafta Riga karışık bir görünüme sahip, insanlar umutsuz, sefil bir görüntü var, 2009 yılında çekilen resimde ise şehir daha canlı, insanlar daha hareketli bir yapıya sahip.Dzintra, Litvanya’da öğrenci oldukları yıllarda Marksist bir tarih eğitimi aldıklarını, sınıf mücadelesinin tarihteki karışıklıkların ve anlaşmazlıkların sebebi olduğunu ,Politik tarihe askerlerin ve siyasilerin hakim olduğunu, kaygılar ve korkuların sürekli vurgulanarak anlatıldığını, Rusya’nın ve  Litvanya’nın tarihin merkezi olduğu tezi işleniyordu. Bağımsızlığından sonra Litvanya tarih öğretim metodlarını değiştirmiş, çağdaş tarih eğitimini yakalamak için aşağıdaki kararları almıştır.
  1-   Aktif metodlarla geleneksel öğretim
  2-   Bilgi temeliyle hüner ve davranışları geliştirme
  3-  Tek  tarih kitabı dışındaki kitapları ve kaynakları kullanabilme
  4-  Tarihi hakim gücün istediği şekilde değil de gerçek kaynaklardan yararlanarak inandırıcı, kuşkuya yer vermeyecek şekilde öğretebilme. Gerçekçi olmak, hayatı olduğu gibi değerlendirmek , insanlara doğruları anlatmanın tarihe yardımcı olan birinci elden kaynak olduğu.
  5-  Öğretmen kendi kişisel değer yargılarını dersin içersine katmamalı, ders sonuçlandığında doğruları söylemelidir.
  Çalışma grubunun ardından sunumlara geçildi ve göç kavramı üzerinde duruldu. Gürcistan insanının neden göç ettiği üzerinde sunumlar yapıldıktan sonra bu konuların ders kitaplarına aktarılma şekil üzerinde şunlar dile getirildi ; Göçün sebepleri genel olarak değerlendirildiğinde ekonomik, politik, zirai, savaş, teknoloji gibi unsurların öncelik kazandığını görmekteyiz.
   Göç, daha iyi yaşam koşullarına kavuşma, idealleri gerçekleştirme, huzur içersinde yaşam isteği gibi etkenlerle yapılan yer değiştirme hareketidir. Gürcistan içersinde göçe neden olan etkenlerden birisi de yaşanılan coğrafyada farklı milletlerin birbirleriyle olan etkileşimleri de göçün öncelikli sebepleri arasındadır. Gürcistan içersinde göç istatistiklerine bakıldığında kırsal alanlardan sanayileşmenin başladığı  Rustavi, Tiflis, Batum gibi şehirlere  doğru bir göç hareketi görülmektedir.
   Çocukların göç olgusuna bakışını değerlendirmek konusunda, öncelikli olarak göçe neden olan etkenler konusunda bir beyin fırtınası yapılmalı, Göç yapanlarla ropörtaj yapılması için sorular hazırlanmalıdır. Öğretmen bu noktada göç olgusunu izah ederken, ülkenin ve dünyanın içersinde bulunduğu şartları iyice anlatarak öğrencilerin ufkunu geliştirmelidir. Göç eden insanların yazdığı mektuplar, gazetelerde göçlerle ilgili çıkan haberler, anılar ve benzeri kaynaklar derse yardımcı olması için kullanılmalıdır.
   Tarih eğitiminin kalıcı olmasında aile yapısının bilinmesinin önemi üzerinde de duruldu; değişik etnik grupların yaşadığı milletlerde ailelerin yapısı, çocuklarını terbiye etme hassasiyetleri toplumun kimliğine direkt olarak yansımaktadır. Elbetteki değişen dünya şartları ailenin yapısını da sürekli değiştirmektedir. Farklı gerçeklikler karşısında   saygı temelli eğitim yapısı oluşturmak toplumun huzur ve barış içersinde yaşamasını sağlayacaktır. 
  Sunumların ardından tekrar bir çalışma grubu oluşturulduğunda İzlanda üniversitesinde eğitimci olarak çalışan Susanna GETSTODDİR’in grubunda bulundum. Susanna bizlere izlanda’nın resimlerini göstererek, tarihte Norveç veDanimarka’nın kolonisi olduğunu, hayvan olarak sadece fokların bulunduğu bir buz ülkesinin ,19. yüzyılda Danimarka’dan bağımsızlığını aldığını izah ettikten sonra ülkelerinde çok farklı milletlerden insanların yaşadığını , gittikçe küçülen dünyanın ışığının buzlar ülkesi İzlanda’ya da yansıdığını,  bundan 20 yıl kadar önce çok milliyetçi düşüncelere sahipken günümüzde Filipinler, Litvanya, Uganda, Polonya, Almanya’dan ülkemize gelen insanlarla birlikte yaşadıklarını, İzlanda son yıllarda artan inşaat sanayi, yiyecek sanayi, balıkçılıkve sıcak su kaynaklarının kullanımı konusunda gelişmeler yaşamış olduğunu, bu durum ülkenin yabancı işçi alma konusunu gündeme getirdiğini anlatarak; artık çok kültürlü bir ülke olduklarını, Bu durumun kendi ülkesindeki eğitimciler tarafından dikkate alındığını , tarih eğitim anlayışını çok boyutlu bir şekle getirdiğini vurguladı.
  Seminerin son oturumunda geleceğin tarihini inşa ederken dikkat edilmesi gereken öncelikler üzerinde  şu kanaatlere vardım.Elbetteki tarih sonu gelmeyen tartışmalar ve uzlaşmazlıklarla doludur. Tarih metodlu olarak kontrol altında tutulan, bu şekliyle halkın bilgisine sunulan bir teoridir. Tarih, ona bakıp anlam veren insanların bakış açısına bağlıdır. Milletler tarihi kullanarak kendi hassasiyetlerini ön plana alırlar. Öğrencilere yönelik tarih ders usullerini yapılandırırken, toplumun kimlik ve geleneksel değerlerinin kazandırılmasında gerçekçi olunmalı, insani değerler  esas almalıdır. Tarihin çeşitli dönemlerinde olmuş bitmiş olayların günümüze bir ibret olarak yansıması planlanmalıdır. Tarih eğitimine kapalı ideolojiler hakim olursa bu durum;  insanların özgüvenini ortadan kaldıran, korkuları ve düşmanlıkları aşılayan,  daha doğrusu sağlıklı düşünemeyen nesiller meydana getirir. Geleceğin şekillenmesinde tarih öğretmenleri çekingenlikten ziyade daha aktif olmalı,toplumun her kesiminin önceliklerini dikkate almalıdır. Şu bilinmelidir ki, tarih  eğitimcisi gittikçe küçülen dünyada, geçmişi gelecek değerler üzerine inşa etmenin bilincini taşımalıdır. Bir miti toplumun tek hareket noktası gibi vurgulamak  geleceğin inşası için gerçekçi olmaktan uzak olur. Gerek ülke içersinde ve gerekse ülke dışarısında farklı bakış açılarını yakalamak istenen bir geleceğin anahtarı olacaktır.
   05-07 Haziran 2009 tarihinde Ankara Kızılcıhamam’da   Euro Clio’nun düzenlemiş olduğu Türk tarih eğitiminde bir anahtar adlı tarih seminerine Yunanistan’dan bölge gözlemcisi olarak katılan Katerina BRETANOU; Hepimizin ataları iyidir. Onlara elbette ki saygı duyuyoruz, ancak geleceği çocuklarımız için inşa etmek mecburiyetiyle karşı karşıyayız, demişti. Ülkemizi ziyaret eden ilk siyah ABD başkanı OBAMA’ya Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL; Bizler çocuklarımız düşmanca duygulara kapılmamaları için Osmanlı’nın son dönemlerindeki acılarımızı anlatmıyoruz. ABD Başkanı OBAMA Rusya’ya yaptığı ziyarette Rus öğrencilerine yaptığı bir konuşmada; sizler bölünmüş dünyada yaşayan son nesillersiniz...  Bu söylemler 21. asra adım attığımız şu yıllarda çok kültürlü bir dünyanın bir yaşam gerçeği olarak karşımıza çıktığının somut bir göstergesidir. Yüzyıllar önce ‘’Yaratılanı hoş gör, Yaratandan  ötürü’’ diyen Yunus EMRE’nin tüm insanlığı kucaklayan çağrısına kulak vermenin zamanıdır.

Sizleri, çok kültürlü Avrupa’da tarih ve sosyal bilgiler eğitimi için projeler yapan Kayseri Erciyes Üniversitesinin bu konuyla ilgili  çalışmasıyla baş başa bırakıyorum…

http://csd.erciyes.edu.tr/dosyalar/ckttsb.pps dosyasının html sürümüdür.
G o o g l e taradığı belgelerin otomatik olarak html sürümlerini oluşturur.
Çok kültürlü toplumda tarih ve sosyal bilgiler öğretmek
Nasıl bir tarih eğitimi?
    “Yaklaşık 17 yıldır tarih öğrenmek istiyorum. 10 yıl tarih eğitimi aldım ancak hala tarih öğrenmeye çalışıyorum. Okulda aldığım eğitimde belirli zamanlarda yaşanmış olayları amaç, önem, sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde öğrenmeye çalıştık ancak her sınav sonrası ne olayın geçtiği zaman dilimini ne de olayların amacını hatırlayamadım. Dersler bize hiç düşünme ya da tartışma payı bırakmadı…yaşanmış bitmiş bazı olaylar zinciri üstüne düşünmenin anlamı yoktu!.....Oysa tarih güncellenerek aktarılsaydı, öğrenirken bu bizim tarihimiz şeklinde benimseyebilseydim, geçmiş ile bugün arasında bir köprü kurabilseydim veya bu dersi öğreten kişilerin başarılarımızı ölçerken bize birbirine bağlı gelişen olaylar zincirinden bir kesit alıp bu olayın amacını maddeler halinde yazınız diye sormasalardı belki de ben tarihi öğrenebilirdim.…. 
…
    …Oysa insan kendi kültürünü öğrenirken bu kadar isteksiz olamaz. İnsan nasıl çocukluk yıllarını bilmek isteyip sürekli sorguluyor, ya da anne babasının nasıl evlendiklerini, ya da dedesinin gençliğini, merak ediyor. Peki biz neden bugüne nasıl geldiğimizi merak edip öğrenme arzusu duymayalım.” Senem (Öğretmen Adayı Mülakatı). 
Çok kültürlülük
    “Çok kültürlülük, susturulmuş perspektifleri ortaya çıkarmak için bir söyleşi ve araştırmadır”. Henry Louis Gates Jr.
 
 
Çok kültürlü eğitim I
    “Çok kültürlülük müfredatın dışında bırakılmış insanların deneyim ve tarihlerini önemseme ve ortaya çıkarma çabasıdır”        Enid Lee
Çok kültürlü eğitim II
• Çok kültürlü eğitim etik bir girişimdir.
o Diğer insanlara ve dünyaya dair sorumluluklarımızın farkında olmamızı sağlar.
• Çok kültürlü eğitim öğrencilere bir çok “ilginç” olguyu öğretmek yerine, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye yardım eder.
Çok kültürlü eğitimin amaçları
• Çok kültürlü eğitim her türlü adaletsizliğe çözüm önerileri bulmaya çalışır.
o Ör: Irka, cinsiyete, sosyal sınıfa, ulusa ve doğaya karşı önyargıları ve haksızlıkların önüne geçmeye çalışır.
• Çok kültürlü eğitim, öğrencilerin farklı insanlardan mürekkep ulusta ve dünyada işlevsel olmalarını sağlayacak bilgi, beceri ve tutumları kazanmalarını amaçlar.
• Çok kültürlü eğitim, farklı ırktan, farklı kültürel ve sosyo-ekonomik yapıdan insanlar için eğitimde eşitliği sağlamak suretiyle onların etkin bir vatandaş olarak yetiştirilmelerini amaçlar.
Çok kültürlü eğitimin boyutları 
1. İçerik entegrasyonu
2. Bilgi yapılandırma süreci
3. Önyargıyı azaltma
4. Eşitlikçi pedagoji
5. Okul kültürünün ve sosyal yapısının güçlendirilmesi
          (James A. Banks, Dimensions of Multicultural Education)
İçerik entegrasyonu
    Öğretmenin ana kavramları, prensipleri ve teorileri öğretirken farklı kültürlerden ve gruplardan örnekler vermesi, bunlarla ilgili bilgiyi kullanması
Bilgi yapılandırma süreci
• Öğretimde kullanılan bilginin (ders kitapları gibi) hangi açılardan belli kültürel varsayımları ve önyargıları içerdiğinin farkında olunması ve bunun yerine yeni bilginin yapılandırılması. 
• Bu sayede hem öğretmenin hem de öğrencilerin bilgiyle olan ilişkileri de değişerek onu sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten de olabileceklerini göreceklerdir.
Önyargıyı azaltma
    Öğrencilerde farklı gruptan insanlara yönelik olumlu ve demokratik tutum geliştirmek
Eşitlikçi pedagoji
    Öğretmenlerin farklı kültürel gruplardan gelen öğrencilerin başarılarını artırmak amacıyla uyguladıkları pedagojiyi değiştirmeleriyle mümkün olacaktır. Bu onların çok çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerini kullanmalarını gerektirecektir. 
Okul kültürünün ve sosyal yapısının güçlendirilmesi
    Bu boyut okul kültürünün tüm öğrencilerin eşitliği tecrübe etmelerini sağlayacak şekilde okul kültürünün yeniden yapılandırması sürecidir. 
Kültür ve Eğitim İlişkisi I
    “Kültür bireyin zihnini şekillendirir. Kültürün bir bireyde yansıması “anlam oluşturma” sürecinde ortaya çıkar…Anlam oluşturma dünyada karşılaştığımız olayları/nesneleri belli bir kültürel bağlama yerleştirmekle gerçekleşir...Anlatılabilecek şekilde kendi dünyamızı anlamak ve organize etmek ancak kültür sayesinde olur. Buna göre “bilmek” ve “iletişim kurmak” birbirine karşılıklı bağımlı hatta birbirinden ayrılamaz iki şeydir….O zaman kültür, insan tarafından oluşturulmuş olmasına rağmen, insan zihnini şekillendirir ve onun çalışmasını mümkün kılar. Buna göre, öğrenme ve düşünme daima belli bir kültürel ortamda meydana gelir ve daima kültürel kaynakların kullanımı sayesinde gerçekleşir.” (Jeromy Bruner , 1996: 3-4)
Eğitim ve Kültür İlişkisi II
    Öğrenciler farklı şekillerde “bilirler/öğrenirler” ve bu farklılık genellikle kültürel olarak belirlenir.
Eğitim ve Kültür İlişkisi III
• Baskın kültürün normlarından farklı davranış ve inançları olan öğrenciler tek tip ve standart bir pedagojiye maruz kaldıklarında dezavantajlı konuma gelirler.
o Ailesi tarafından işbirlikli çalışma değeri verilmiş bir öğrenciden bağımsız çalışmasının, spontane davranması öğretilmiş bir çocuktan kendini kontrol etmesinin istenmesi, ya da ailesinde sosyal olduğu için ödüllendirilen bir çocuğa sessiz bir şekilde tek başına çalışmasının söylenmesi gibi. Böylesi bir durumda aktif ve yaparak öğrenen bir çocuk sınıfta düzeni bozucu ve hiperaktif olarak etiketlenebilir.
Öğrenme tipini tanımlamak
    Herhangi bir durum, kişi, bilgi ya da olayla ilişkimizde şu dört aşamalı işlemi gerçekleştiririz: Önce halihazırdaki olayı algılarız, olay hakkında düşünürüz, buna bir tepki veririz ve bunun sonucunda harekete geçeriz. Bu bağlamda 4 farklı sitilden bahsetmek mümkündür:
• Bilişsel alanla ilgili sitil: İnsanlar bilgiyi farklı şekilde algılar ve kazanırlar
• Kavramlaştırmayla ilgili sitil: İnsanlar fikirleri farklı şekilde oluştururlar ve farklı düşünürler
• Duygularla ilgili sitil: İnsanların duygusal tepkileri ve değerleri farklıdır
• Davranışla ilgili sitil: İnsanlar farklı şekilde davranırlar
Bilişsel Alan: Nasıl Bilirim?
 
    Bilgiyi, fikirleri ya da kavramları alma ve ayırt etmeyle ilgilidir. Bazılarımız “gerçek” olanı en iyi şekilde algılarken, bazılarımız hayal güçleri ile imkanları algılar. Bazılarımız bütünün parçalarını görürken, bazılarımız bütünü görmeye meyillidirler.
Örneğin…
    Bir arkadaşınızla ormanda geziye çıktığınızı düşünün. Onun bir çiçeği gördüğünde verdiği tepkiye şaşırabilirsiniz. Siz o çiçeği birçok kereler gördüğünüz halde belki hiç dikkat etmemişsinizdir. Çiçek ikiniz için farklı anlamlar ifade etmektedir. Arkadaşınız belki bir sanatçı ve çiçeğin fotoğrafını çekmek için ya da resmini yapmak için ilgilenmektedir. Belki de alternatif tıpla uğraşan birisidir. Belki de iyi bir aşçı olduğundan çiçeği bir şekilde kullanmak istemektedir. ya da biyoloji dersindeki ödevi için kullanacaktır çiçeği. Dolayısıyla çiçekle ilgili ikinizin algısı oldukça farklı olacaktır. 
Kavramlaştırma: Nasıl Düşünürüm?
 
    İnsanlar edindikleri bilgiyi nasıl işledikleri ve düşündükleri açından da farklıdırlar. Bazı insanlar kavramlar/olaylar arasındaki ilişkilerle ve bunları nasıl kurmak gerektiğini ararken, diğerleri “ıraksak”tırlar: bir düşünce ya da fikrin bir başkasını tetiklemesi suretiyle çok farklı açılara doğru hareket ederler. Bazıları fikirlerini sistemli, doğrusal bir şekilde düzenlerken, diğerleri daha rasgele ve küme şeklinde düzenlerler. Bazıları çabuk düşünürken, bazıları daha derin ve zamana yararak düşünebilir.
Duygu: Nasıl karar veririm?
     I -  Motivasyonlardaki, yargılardaki, değerlerdeki ve duygusal reaksiyonlardaki farklılıklar da bireyin sitilini belirler. Bazı insanlar içsel nedenlerle motive olurken, bazıları dışardan gelen ödülle motive olurlar. Bazı insanlar aktif bir şekilde başkalarını memnun etmeye çalışırken (öğrencilerin ebeveynlerini ve öğretmenlerini memnun etmeye çalışmaları gibi), bazıları diğerlerinin beklentilerine önem vermezler, bazıları ise böylesi bir isteğe isyan ederler.
Duygu: Nasıl karar veririm?
          II- Bazı insanlar analitik mantık kullanarak karar verirken, diğerleri kendilerinin ve başkalarının bakış açıları ve duygularını gözeterek karar verirler. Bazı insanlar devamlı suretle dönüt beklerken, bazıları en ufak bir eleştiriyi kaldıramazlar. Bazıları yaptıkları her şeyde duygusal bir anlam yüklerken, bazıları tamamen nötr kalabilirler. Duygusal anlamda öğrenen kişiler heyecan ve duygu dolu bir sınıf ortamını tercih ederken, bazıları böylesi bir ortamı itici bulabilirler.
Davranış: Nasıl Hareket Etmeliyim?
 
    Bilişsel, kavramsal ve duygusal modeller/motifler davranışın köklerini oluşturur. Bazıları harekete geçmeden önce problemin tüm yönlerini iyice düşünmek isterken bazıları problemin bir parçasıyla hemen işe başlarlar. Bazıları problemi çözmek için rasgele bir yaklaşım benimserken diğerleri sistematik bir yaklaşım benimser. Bazıları mümkün olduğunca çok yönerge ve yapı isterken, bazıları ucu açık yapılardan hoşlanır. Bazıları tek başına, bazıları grupla çalışmayı tercih eder. Birçok insan çok farklı fiziksel ortamlarda çalışmayı tercih ederler.


[ Yazar : İlhan Metinkale | Okunma : 1351 | Tarih: 29.08.2009 ]
         Oy : 0-Puan : 0



Son 5 Yorum

Henüz Yorum Yazılmamış.
Siz bir tane yazın..



Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
Evet (45 %)
Hayır (54 %)
95 - Katılım
Köşe Yazıları

Adem Karadeniz

TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

İlhan Metinkale

GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN KISKACINDA TARİH ALGIMIZ

Hilal ZEYBEKOĞLU

Ulubatlı Hasan ve Şehadet Arzusu

Civan ÇELİK

1890’DA JAPONYA’DA BATAN ERTUĞRUL GEMİSİ VE ŞEHİTLERİMİZ

Hülya BELGİN

İyiki Varsın Türkçe'm

Ertuğrul GÜNER

SINAVLAR

Rümeysa

Derin Karanlık

Fazlı MACİT

BİZİM

Abdullah Enes GÜNAY

BAŞARILI ÖĞRETMEN
En Sevilenler
 Dosyalar:

 Yazılar:
 » İddia
BİZEGİTİMCİYİZ
Website motorumuz 2013 AspSitem Ay Yildiz
Bu sayfa: 0.22 saniyede yorumlandı.
toplist.htm dosyasi toplist 1 toplist 2 toplist 3