v   DOSYALAR
  v   YAZILAR
  v   { FORUM }
  v   DEFTERE YAZ
  v   SUNULAR
  v   RESİMLER

Menü
Site sayacı
Bugün : 10
Dün : 74
Toplam : 3373222
Sayfa izlenimi aldık..
Yedek
Sizin kodlariniz buraya eklenecek
ANORMALİN NORMALLEŞMESİ: EĞİTİMDE ŞİDDET
  Tüm yazarlar || Bu yazara ait yazılar
   ANORMALİN NORMALLEŞMESİ: EĞİTİMDE ŞİDDET

ANORMALİN NORMALLEŞMESİ: EĞİTİMDE ŞİDDET
“Sosyal içerikli” yazılarımıza bu sefer “hayatın içinden”, ama alışık olmadığımız bir “cephe”den bakmaya ve “şiddeti anlama”ya çalışacağız. Şiddet, ferdî olmakla birlikte sosyal boyutu, hatta boyutları olan bir hadise. Öyle ki şiddetin sosyal boyutları, onun kişisel boyutundan daha baskın. Özellikle de kitle iletişiminin ve etkileşimin alıp başını gittiği bir devirde artık “Ateş, sadece düştüğü yeri yakmıyor.” Acaba neden?

Tarihin her döneminde şiddet olmakla birlikte günümüzün geçmişten en büyük ve “şiddetli farklılığı”, şiddetin kapsama alanını ve derinliğini arttırması olsa gerek. Televizyonlarda izlemekten, gazetelerde okumaktan öte okullarımızda belki şahit, belki daha acısı bir parçası olduğumuz şiddet bugün neden bu kadar şiddetlendi? Bir kartopunun çığa dönüşmesinde olduğu gibi göstere göstere üstümüze gelen, toplumsal bütünlüğümüzü artık açıktan açığa tehdit eden “şiddet”in arka planında neler var? Şiddet gibi “normal”de anormal olan bir hadiseyi normalleştirip onu kanıksar hale getiren etkenler nelerdir? Elbette bunun pek çok sebebi var ama biz yine yazımızın başında olduğu gibi dümeni ters kırıp şiddetin sebeplerini, bir anketin sonuçlarından yola çıkarak, “farklı adresler”de arayacağız. Meselâ . . . Yakınımızda, hatta yakınımızda bile değil, hemen yanı başımızda, belki de içimizde.

İŞTE MANZARA

(Anketin sonuçlarının TRT kanallarında yayınlanmasına rağmen “anketin güvenilirliği”ni TRT’de yayınlamasından önce kendi tecrübelerimizle sınamamızın daha yerinde ve objektif olacağı kanaatindeyim.)

“Geçen nisan ayından bu yana okullarda 2.474 şiddet olayı meydana geldi. Yaz tatili dikkate alınmadan yapılan üç aylık analize göre 6.000’i aşkın öğrencinin karıştığı olaylarda 9 kişi öldü.” (Ekim ayının son haftasında TRT’nin ilgili Teletekst sayfasından.) MEB’in okullarda şiddetin önlenmesi kapsamında “Vaka Analiz Formu” uygulaması başlattığını da aynı haberden öğreniyoruz.

Dilerseniz bu üç aylık şiddetin istatistiğine bakalım ki manzarayı olanca gerçekliğiyle, daha doğrusu vahametiyle görebilelim:

-         814 olay, fiziksel zararla sonuçlandı.

-         491 zorbalık ve tehdit olayı meydana geldi.

-         234 olayda eşya ve mala zarar verildi.

-         196 öğrencinin üzerinden SİLAH ve KESİCİ ALET çıktı.

-         184 gasp olayı meydana geldi.

-         84 olayda ALKOL ve UYUŞTURUCU kullanımına rastlandı.

-         65 CİNSEL TACİZ olayı yaşandı.

-         47 olay, ATEŞLİ ve KESİCİ SİLAHLA YARALANMA ile sonuçlandı.

-         27 ÇETE oluşumuna rastlandı.

-         9 kişi ateşli ve kesici silahla ÖLDÜRÜLDÜ.

İstatistikler, bilindiği gibi, varolan durumu sayısal olarak sınıflandırırlar, sayıların arkasına, yani olayların sebeplerine ışık tutmazlar. Dolayısıyla olay(lar)ın vahameti, tek başına bir anlam ifade etmiyor. Şiddet, neden bu kadar yaygınlaştı, nasıl oldu da hayatımızın “kahrolası ama vazgeçilmez bir parçası” haline geldi? Bir de şiddetin sebeplerine bakalım. Bakalım da “Acaba biz şiddetin neresinde duruyoruz?” anlayalım.

ŞİDDETİN SEBEPLERİ ve “SINAV KORKUSU”

(Tam olarak nerede gerçekleştirildiğini bilmemekle beraber) Yine TRT’de yayınlanan “Eğitimde Şiddet ve Sebepleri” konulu anketin sonuçlarına bir göz atalım ve çuvaldız bir yerde dursun, biz iğneyi kendimize batıralım.

Öncelikle eğitimde şiddetten yakınanların büyük bir kısmının, şiddetin kaynağı olduğu acı gerçeğiyle yüz yüze geliyoruz. (Lise öğrencilerinin yarısından fazlası ailesinden fiziksel veya duygusal şiddet görüyor. Öğretmenlerin de yüzde yirmiye yakını, bir şekilde, şiddet uyguluyor.)

Öğrenciler arasında sigara ve alkol kullanımının gittikçe yaygınlaştığını (Yeşilay'ın hazırladığı 2006 Zararlı Alışkanlıklar Raporu'na göre, içkiye başlama yaşı 11'e düştü.), gençler arasında madde bağımlılığının artmasına paralel olarak başkalarına olduğu kadar kendilerine karşı da şiddet uyguladıklarını aynı anketten öğreniyoruz. Buraya kadar başta aile olmak üzere sosyal çevreyi –şık bir ifade olmamakla birlikte– suçlayabilir veya daha hafif bir ifadeyle geçiştirmek gerekirse okuldan önceki bu iki halkayı yetersiz görebiliriz. Anne veya babası sigara içen bir çocuğun sigara içmesinden daha tabiî ne olabilir? Aile içinde öyle veya böyle şiddet uygulanan yahut aile şefkatini yeterince tatmamış, tadamamış bir çocuğun/çocukların “geleceğin serseri mayınları” olabileceğini tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok.

Buraya kadar bildik ve öğretmen olarak biraz da “bizim dışımızdaki” unsurlardan bahsettik de bunlardan daha acı ve belki de daha önemlisi, eğitim sistemimizin şiddet ile olan ilişkisi. Acaba eğitim sistemimiz de şiddeti, bir yerde, bilmeden körüklüyor mu?

Lise öğrencilerinin %80’inin ÖSS korkusu var ve bununla bağlantılı olarak da okulu, sınav yeri olarak görüyorlar. Yani okul, bu durumda, başlı başına bir “korku kaynağı” haline geliyor ve bu, uygun malzeme ve şartlarla birleşince “şiddet”i doğuran sebeplerden birisi olmasın sakın. (“Araç” olmaktan çıkartıp “amaç” haline terfî ettirdiğimiz sınav gerçeği, ayrı bir yazı konusu olmayı hak ediyor. İnşallah bir sonraki yazıya.)

“Korku, şiddetin kardeşi” olduğuna göre . . .

Gençlerin en çok dinledikleri şarkıcıların başında Sezen Aksu ve İsmail YK’nın gelmesi de onların yaşadıkları “bölünmüşlük duygusu”nu, “duygusal açmazlar”ı çok çarpıcı bir şekilde ortaya koymuyor mu?

“MAZERETİM VAR; ASABÎYİM BEN!”

Bu anketten sonra başka bir haber, sınırlarımızın ötesinde, okyanusun diğer ucundaki Brezilya’da 42 çocuğu öldüren seri katilin yakalandığını belirtiyordu. Seri katil, ifadesinde, çocukken uğradığı cinsel tacizin acısını çıkarttığını söylemiş.

İnsanlar gibi toplumlar da ektiklerini biçerler ve rüzgâr eken, karşılığını fırtına olarak görür. Şiddetin kaynağı ile ilgili pek çok tespit yapılabilir: Köyden kente göçün hızlanması, son yirmi yılda yaşadığımız baş döndürücü gelişmeler, kitle iletişim araçlarının etkisi(yle), dünyanın küçülmesi, popüler kültür ve tüketimin yüceltilip “yalancı ilah” haline getirilmesi . . . Listeyi uzatmak pekâlâ mümkün.

Ama bence bütün bunlar, her şeyden önce, çocuklarımıza, gençlerimize “model” olabilecek insanları, “ruh mimarları”nı, onlara hakkıyla benimsetemediğimiz acı gerçeğini değiştirmiyor. Bizim dolduramadığımız boşluğu, birileri, kendi menfaatleri için bir güzel dolduruyor ve sonuçta hem kendisine, hem toplumuna, hem de kültürüne sırtını dönmüş, hatta bunlara karşıt insanlar yetişiyor. (“yetiştiriyoruz” demeye dilim varmıyor çünkü.)

Çevremize, gençlerimize bir de “bu göz” ile bakmakta fayda var diye düşünüyorum.

“SON SÖZ” TEMEL’İN

Hayat, gerçekten çok ama çok garip.

“Şimdi nereden icap etti?” diyeceksiniz haklı olarak. Ama “şiddet” konulu bir yazıyı bir Temel fıkrasıyla bitirmek başka neyle ve nasıl izah edilebilir ki?

Efendim, bizim Temel’i bir gün trafik polisi durdurur ve ehliyetini ister. Temel, trafik polisine ters ters baktıktan sonra cevabı patlatır: “Ula verdunuz da mi isteyisunuz!”

(“İlgisi?” diyecek olan yoktur umarım, varsa da gördüklerinde Temel’e sorarlar.)


[ Yazar : Adem Karadeniz | Okunma : 1008 | Tarih: 07.03.2009 ]
         Oy : 0-Puan : 0



Son 5 Yorum

Henüz Yorum Yazılmamış.
Siz bir tane yazın..



Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
Evet (46 %)
Hayır (53 %)
91 - Katılım
Köşe Yazıları

Adem Karadeniz

TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

İlhan Metinkale

GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN KISKACINDA TARİH ALGIMIZ

Hilal ZEYBEKOĞLU

Ulubatlı Hasan ve Şehadet Arzusu

Civan ÇELİK

1890’DA JAPONYA’DA BATAN ERTUĞRUL GEMİSİ VE ŞEHİTLERİMİZ

Hülya BELGİN

İyiki Varsın Türkçe'm

Ertuğrul GÜNER

SINAVLAR

Rümeysa

Derin Karanlık

Fazlı MACİT

BİZİM

Abdullah Enes GÜNAY

BAŞARILI ÖĞRETMEN
En Sevilenler
 Dosyalar:

 Yazılar:
 » İddia
BİZEGİTİMCİYİZ
Website motorumuz 2013 AspSitem Ay Yildiz
Bu sayfa: 0.12 saniyede yorumlandı.
toplist.htm dosyasi toplist 1 toplist 2 toplist 3