v   DOSYALAR
  v   YAZILAR
  v   { FORUM }
  v   DEFTERE YAZ
  v   SUNULAR
  v   RESİMLER

Menü
Site sayacı
Bugün : 16
Dün : 44
Toplam : 3370496
Sayfa izlenimi aldık..
Yedek
Sizin kodlariniz buraya eklenecek
Şartlara Teslim Olmayan Kumandan: Gazi Osman Paşa
  Tüm yazarlar || Bu yazara ait yazılar
   Şartlara Teslim Olmayan Kumandan: Gazi Osman Paşa

ŞARTLARA TESLİM OLMAYAN KUMANDAN: GAZİ OSMAN PAŞA

     Asıl adı Osman Nuri olan Osman Paşa, 1832 (bazı kaynaklarda 1833, 1837 ) yılında ailesinin tek erkek evladı olarak Tokat’ta dünyaya gözlerini açar. Babası Mehmed Efendi, annesi ise Şakire Hatun’dur. Henüz yedi-sekiz yaşlarındayken ailesiyle birlikte İstanbul’a göçerler. Askerliğe olan merak ve isteği üzerine Beşiktaş’taki Askerî Rüştiye'de tahsil hayatına başlar. Ardından Kuleli Askeri İdadisi’nde devam eder. İdadiyi bitiren Osman Paşa Mekteb-i Erkân-ı Harbiye’de tahsil hayatına devam etmek istese de Kırım savaşına katıldığı için bu isteği yarım kalır. Genç bir subay olarak cephelerde savaşan Osman Paşa harbiyeyi ancak dört sene sonra tamamlayabilir. Bundan sonra Erkân-ı Harbiye-i Umumiye reisliğinde Genelkurmay Başkanlığı çalışmaya başlar. Anadolu haritasını çıkarmak vazifesiyle Bursa'ya tayin edilir Sırasıyla; Teselya, Yenişehir ve Cebeli Lübnan'da vazife alır. Girit isyanlarının başlaması üzerine Girit'e tayin edilen Osman Paşa, asiler karşısında gösterdiği kahramanlık üzerine Miralay rütbesiyle taltif edilmiştir. (1866)

     Osman Paşa Arapça, Farsça ve Fransızcayı iyi bilirdi. Her şeyin Allah’tan geldiğine yürekten inanırdı. Manevi kuvvetler ile hareket eden Osman Paşa, özellikle manevi borçlardan korkar yapamayacağı şeyi vaat etmezdi. Sözünün eri olup, yaparım dediğini de yapardı. Yaveri İsmail Hakkı Pekcan Gazi Osman Paşayı hatıralarında şöyle anlatır:

    “ Uykusu hemen hemen yok gibiydi. Bu kadar yanında bulundum, bir gün uyukladığını görmedim. Hele vazife başında çok ciddiydi. Zaten hiç gülmeyen yüzü büsbütün asılırdı. Vazifede dikkatsizlik, hele ihmal gibi şeylere katiyen tahammülü yoktu. Canım gibi sevdiğim paşam namazlarını aksatmaz, Kur’an’ını yanından ayırmazdı. Haftada iki kere hatim ederdi. Mahiyetindekilerle hiç laubali olmaz, hususi konuşmalar yapmaz, daima resmi olurdu. Yemeklerini bile yalnız yerdi. Yanına karşısına katiyen kimseyi almazdı.”

     Birçok cephede kahramanca savaşan paşa asıl ününü 1877–78 Osmanlı-Rus, namı değer 93 harbinde yaptığı Plevne müdafaası ile kazanır. Bu savaştaki toprak istihkâm savunması ve siper muharebesini Gazi Osman Paşa bizzat kendisi keşfetmiştir. Plevne müdafaası 20.yüzyılın en büyük savunma savaşı olarak nitelendirilmiştir. Paşanın yaptığı istihkâm model olarak incelenip Avrupa harp akademilerinde okutulmuştur.

     Savaşın devam ettiği günlerden birinde Paşa tüm apoletlerini, nişanlarını ve madalyalarını takarak cepheye gider ve Rus askerlerini tetkik etmeye başlar. Ancak düşman, göğsünde taşıdığı nişanlar dolayısıyla Paşayı dürbün kullanmaksızın apaçık görürler ve ateşlerini ona doğru ve daha hızlı şekilde yönlendirirler. Bu durumu gören mahiyetindeki zabitler ona kurşun isabet etmesinden çekinerek, ya nişanlarını çıkarmasını ya da geri çekilmesini istirham ederler. Ancak paşanın bu isteğe cevabı gayet manidardır ve ondaki cesareti, gözü pekliği bu sözler ortaya koyar:

     “Ben bu nişanları ancak böyle bir gün için kazandım, ölmem pahasına dahi olsa çıkarmam. Asker evlatlarım! Hiçbir şeyden korkmayınız. Sizi öldürecek kurşun üzerinde sizin adınız yazılıdır. O kurşun gelmedikçe ölmezsiniz.”

     Bu sözler erleri daha da cesaretlendirir ve kahramanca savaşırlar. Ne var ki yaklaşık 5 ay süren mücadele sonunda ordumuz mağlup olur, dahası Gazi Osman Paşa Ruslara esir düşer. Rus Başkumandanı Grandük Nikolas, gösterdiği üstün gayret dolayısıyla Paşaya hayranlık duymaktadır ve askerî tören yaptırarak, askerlik ve esirlik kaidelerine aykırı olmasına rağmen, Osman Paşa'nın kılıcını iade eder. Heyecan ve samimiyetle takdir ve parlak savunmasından dolayı tebriklerini bildirir Azamî hürmet göstermeye çalışan Nikolas, Osman Paşaya: “Şu anda yeryüzünde bu kılıcı şerefle taşımaya hakkı olan tek insan sizsiniz” demekten kendini alamaz.

     Gazi Osman Paşa, bir müddet sonra Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın teşebbüsleri neticesinde Rusya’dan İstanbul’a döner ve İstanbul’a gelişte halk tarafından büyük sevgi ile karşılanır. Sultan İkinci Abdülhamid Han, gözyaşları içinde paşanın alnından öper ve kendisine; “Senin benim yüzümü bu dünyada ak ettiğin gibi, Allah da senin yüzünü iki cihanda ak etsin” diye dua eder. Kendisine “Gazi” unvanını verir. Serasker olan Gazi Osman Paşa yedi yıl bu görevde kaldıktan sonra Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından Mâbeyn Müşiri (Saray Mareşalliği) görevine getirilir. Vefatına kadar bu görevde kalan Paşa 1900’de 68 yaşındayken Rahmet-i Rahmana kavuşur. Kabri, Fatih Camii avlusundadır. Türbesini, onu çok seven Sultan İkinci Abdülhamid Han yaptırmıştır.

 

         Düşmanın dahi takdir etmeye mecbur kaldığı bu faziletli kumandanımızı Rahmetle anıyorum...


[ Yazar : Hilal ZEYBEKOĞLU | Okunma : 904 | Tarih: 07.03.2009 ]
         Oy : 0-Puan : 0



Son 5 Yorum

Henüz Yorum Yazılmamış.
Siz bir tane yazın..



Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
Evet (42 %)
Hayır (57 %)
56 - Katılım
Köşe Yazıları

Adem Karadeniz

TARİH YANLIŞ ANLAŞILIRSA BUGÜNÜN AYAĞI KAYAR

İlhan Metinkale

GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN KISKACINDA TARİH ALGIMIZ

Hilal ZEYBEKOĞLU

Ulubatlı Hasan ve Şehadet Arzusu

Civan ÇELİK

1890’DA JAPONYA’DA BATAN ERTUĞRUL GEMİSİ VE ŞEHİTLERİMİZ

Hülya BELGİN

İyiki Varsın Türkçe'm

Ertuğrul GÜNER

SINAVLAR

Rümeysa

Derin Karanlık

Fazlı MACİT

BİZİM

Abdullah Enes GÜNAY

BAŞARILI ÖĞRETMEN
En Sevilenler
 Dosyalar:

 Yazılar:
 » İddia
BİZEGİTİMCİYİZ
Website motorumuz 2013 AspSitem Ay Yildiz
Bu sayfa: 0.18 saniyede yorumlandı.
toplist.htm dosyasi toplist 1 toplist 2 toplist 3